Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
TARİH 19.11.2019 SAAT 14:10:47
Advert
 
Burçin SAĞLAM AYSU

KORKULUK!

Bu yazı önyargılarımız, nefret, ayrımcılık, korku ve yanlış anlama gibi konuları ele alacak.

Sonsuzluk belki de insanoğlunun keşfettiği ilk soyut kavram. Uçsuz bucaksız okyanus, kum taneleri ve hiç şüphesiz gece gökyüzü…

Bütün bunlar bize sonsuzluğu hatırlatıyor. Sonsuzluk insanın kendi ruhunu tanıyabilmesi için bir kapı aynı zamanda. İnsan mı sonsuza ait yoksa sonsuz mu insana?

Öyküler bize olası sonsuz evrenlerden bir tanesini gösterir. Sonsuz sayıdaki evrende sonsuz sayıda öykü yaşanmaktadır aslında. Ama insan ruhunun sonsuzlukla bir ilgisi var dedim ya. İşte öyküler bu yüzden bize bir ayna tutar. Her öyküde kendimizi görürüz. Sonsuzluk, evren, insan ve öyküsü…

Bu evrende ben de varım ve bir gazeteciyim. Size aktaracağım bu evrende gerçekçiliğe çok önem veriliyor.

Gerçeğin ne olduğunu sanki biliyormuş gibi herkesin ağzında bir ‘gerçekçilik’ lafı!

Ve bu evrende bizi bizden koparan bazı kelimeler var.

En eski, en güçlü, en duygu dolu ve insanlıktan yoksun…

Nefret
Irkçılık
Cinsiyetçilik
Yabancı düşmanlığı
Korku
Bilinmezlik

Aslında bazen gerçek neyse odur. Biz insanlar önyargılarımıza güveniriz. Önyargılarımız gündelik hayatımızın problemlerini çözebilmek için yardım ederler bize. Zaman kaybından kurtarırlar bizi. Ama aynı zamanda vicdanımızın önüne geçerler.

İnsanlar daima anlamadıkları insanlar hakkında peşin hükümlere varırlar. İşler böyledir.  Dünyayı kendi kafalarındaki imaj gibi görürler ve bu serabı tehdit eden her şeyi mahvederler. İşte bu yüzden önyargılar vardır. Herkes kendi vicdanıyla savaşır. Düşünmek için aklımızı kullanmak yerine önyargılarımızı kullanarak hareketlerimizi hesaplarız.

Yani bu önyargılarımız bizi bölüyor insanlığımızı yok ediyorlar. Hiç değişmeyen bir şey var. Sonunda önyargılarımız daima kazanır ve bizler her zaman kaybederiz.

Yani korku kazanır.

Zihnimizin her karanlık köşesini ele geçiren bir kabus!

O duyduğumuz ses. O ses ki herkesin zihninde. Sen ne düşünmek istersen düşünebilirsin. Hayat bir illüzyon. Tıpkı benim, senin, onların gördüğü gibi bazen. Bu duygu ki insanları öldürmez. İnsanların fiziksel varlıklarıyla hiç işi olmaz. Onu yani ölümü bizler yaparız. O ki bir çiftçi. Hayatına tüm o korkuları ve nefreti eken kafandaki ses. O sestir kaosa bayılan. O aslında hiçbir şey yapmaz. Biz insanlar biz insanlar sadece yok ederiz. Sen sadece zarar ve hasar verirsin ve tüm dünyada kan dökersin sırf korktuğun için.

Şuan kesin diyorsun, ben yapmam. Yaparsın sen zayıfsın!

O kaosu seven ses ise hep seninle olacak sen ölene kadar. Korku hissediyorsun, hissediyorum, tabi. Ama korkularımı öldürebilirim, öldürebiliriz.

Güçlü insanlar değiliz ama güçlü görünmeyi seviyoruz. Etrafımıza duvarlar ördükçe kendimizi güçlü hissediyoruz. Her şeyi ama her şeyi korkularımızla başa çıkabilmek için kullanıyoruz. Bilgiyi de bilgisizliği de öfkeyi de korkaklığı da takıntılarımızı da sadakatsizliklerimizi de…

Bir üst seviye insanlığa çıkmak yerine korkularımızdan ördüğümüz o duvarların arkasına saklanmayı tercih ediyoruz. Ve düşmanlıklarımız, nefretlerimiz, aşırılıklarımız bize yabancı olan her şeye karşı çıkma çabalarımız… İşte bunlar bizim korkuluklarımız.

İnsanlık erdemleriyse yani tarladaki tohumlar yaradan tarafından ekilmişler oraya. Bizlerse çoğu zaman kendi ellerimizle bir korkuluk dikiveriyoruz o tarlanın tam ortasına. Bilemiyorum belki şeytan ya da siz her ne isim verdiyseniz ona, yardım ediyorlar o korkulukları inşa etmemize.

Korkular, korkularımız…

Korkularımız bizi erdemlerden oluşan o üst seviye insanlığa çıkmaktan işte böyle alıkoyuyorlar.

Hastalardan, evsizlerden, ten rengi farklı olanlardan, farklı spor kulüplerinin taraftarlarından, cinsel yönelimi farklı olandan ya da farklı siyasi görüşe sahip insanlardan komşularımız bile olsalar, ailemizden biri bile olsalar nefret ediyoruz. Ve bu nefret içimizde bir korkuluğa dönüşüp bizi erdemler tarlasındaki tohumlardan uzak tutuyor.
O korkuluklar bizim diğer insanlardaki güzellikleri görmemize engel oluyor. O korkuluklar aslında onlar bizim önyargılarımız.

Birçok insan der ya farklılığı seviyorum aslında sevilen şey farklılık değil farklı olmak seviliyor. Başkalarından üstünmüş gibi hissettirmek seviliyor. İşte sıkıntı sadece nefret ettiklerimizde değil. Aynı zamanda sevdiğimiz şeylerde de sıkıntı var. İnsanları insan olduğu için sevmeliyiz, bizlerle aynı dini dili ırkı düşünceyi paylaştığı için değil. Çünkü şunu unutmamalıyız ki herkesin kendine göre bir doğrusu kendine göre haklı bir sebebi vardır.

Sonuç olarak o kadar yazdıktan sonra şu korkularınızdan, önyargılarınızdan ve size zincir vuran o kafanızdaki sesten kurtulmanın artık zamanı. Dünya değişiyor. Komşunun cinsel tercihi, dili yahut neye inandığı bırakın sizi ilgilendirmesin.

Hayat kısa eğer ki bizler adım atmak istiyorsak hayatımızı değiştirmek yerine düşüncelerimizi değiştirmeliyiz. Düşüncelerin değiştiği yerde hayatlarımız değişir.

 

“İnsanlığın en eski ve en güçlü duygusu korkudur. Ve en eski ve en güçlü korkusu da bilinmeyene duyduğu korkudur.” H.P. Lovecraft

 

 

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Burçin SAĞLAM AYSU yazıları
Anket
Sizce, Kocaeli'deki yapılar depreme karşı yeterince güvenli mi?
Evet
Hayır
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.7493 TL 5.7263 TL
Euro
EURO
6.3587 TL 6.3333 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA