Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
TARİH 19.10.2019 SAAT 18:58:16
Advert
Dogu Temizlik
 
Mevlüt SOYSAL

Ne yapacağız?

 

BELKİ de korkumun temelinde şu var:

Çaresizlik…

Çünkü o an, sizi hayatta bırakacak olan her şey, sizin dışınızdaki gelişmeler… Deprem anında yapılması gerekenleri bir bir yapsanız dahi, bu sizi enkazdan kurtarmayabilir.

Bu yüzden 20 yıldır aynı fobiyle yaşıyorum:

Deprem fobisi…

Ve şu gerçek ki:

Deprem, en çok korktuğum şey…

***

Nitekim 20 yıl önce depremin hemen ardından tanıştığım karabasan yakamı hiç bırakmazken ve zaman zaman uyku ile uyanıklık arasında tavandaki avizenin sallandığını duyumsadığımda “çaresizlik” hissiyatını hep yaşadım.

Ve trajikomik bir durum ki;

Ben deprem mühendisiyim.

Yani, en çok korktuğum alanda bilgi sahibiyim.

Belki de korkumu tetikleyen bir başka olgu da, bilmek…

***

Ve önceki gün, depremi yaşayıp kendimi binanın dışına attığımda, bir gün önce kaleme aldığım yazı, aklımdaydı:

Mühendislik okur ve alanım deprem iken Silivri’ye yolum düşer ve korku içinde denizi seyrederdim.

Çünkü biliyordum; Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın devamı sayılabilecek birçok fay hattı vardı ve aktifti onlar…

Ve de 17 Ağustos felaketinin ardından beklenen İstanbul depreminin merkez üssü de bu bölgelerdi.

Dinlediğim akademisyenler, kulak verdiğim hocalar genellikle “Silivri” diyorlardı ve ben de ağırlıklı olarak bu bölgeyi inceliyordum.

İşte bu nedenle, dün Twitter’da “deprem” etiketini gördüğümde, “Aman” dedim, “Silivri olmasın.”

Etiketini tıklayınca o isimle karşı karşıya geldim:

Silivri…

***

Depremin bir gün sonrası hissettiğim duygu ise şu:

Çaresizliğin, süreklilik halini alması…

Yani, yalnızca deprem olurkenki çaresizlik değil bu; depremi beklerkenki çaresizlik…

Çünkü bir gerçek var:

Daha büyük deprem gelecek…

Ve soruyorum:

Ne yapacağız?

***

Sorunlarımız öyle çok ki…

Yapı stokumuz güvenli değil…

Toplanma alanlarımız yok…

Elektrik ve doğalgaz hatlarımız sağlıksız…

Ulaşım küçük bir sallantıda keşmekeş…

Telefonlar zaten iptal…

Halkımız bilinçsiz…

Evet, sorunlarımız bu kadar çokken kafamızdaki soru:

Ne yapacağız?

Ellerimiz çenemizin altında ölümü mü bekleyeceğiz?

***

Biliyorum;

Türk halkı kendi başına depremle mücadele edecek bir halk değil.

Halkımız kaderci… “Kaderimizde ne var ise onunla karşılaşırız” diyor ve yapması gerekenleri ihmal ediyor.

Diğer yandan halkımız ekonomik zorluk içinde… Ucu ucuna yaşayan, çocuklarını güçlükle okutan insanlara “Binan güvensizse başka yere taşın” demek kolay…

Peki, nasıl taşınacak?

Neyle taşınacak?

Sokakta mı kalacak?

***

Bu yüzden sorumluluğun büyüğü devlette olmalıdır.

Afetlerle alakalı “seferberlik” ilan etmelidir devlet…

Çevre Bakanlığındaki birimlerle, AFAD’larla ya da başka unsurlarla yapılan mücadele yeterli değil.

Gerekirse, Afet Bakanlığı kurulmalıdır.

Bu bakanlık büyük yetki ve ekonomik imkanlarla donatılmalı, 1. Deprem Bölgesi içindeki kentlerde ilçe ilçe, belde belde çalışma yapmalıdır.

Kentsel dönüşüm devlet politikası haline getirilmelidir.

Güvensiz yerlerde yapılacak dönüşümlerle alakalı müteahhitlere teşvikler verilmelidir.

Yani, devlet beni sağlıksız binadan çıkarmalıdır.

Ve tabii ki toplanma merkezleri…

Ve tabii ki halkın bilinçlendirilmesi için eğitimler…

Bunlar için sonuç alıcı çalışmalar yapılmalıdır.

***

Sorum duruyoruz:

Ne yapacağız?

Çenemiz elimize dayanmış halde:

Ne yapacağız?

Devlet, bu sorunun yanıtını vermelidir.

 

 

Deprem profesörünü

“deli” ilan eden ülke

 

YIL, 1989’un sonu ya da 1990’ın başı…

Anıtpark Kampüsünde eğitim veren Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümünden bir öğretim görevlisi, dönemin Ticaret Odası Başkanı Yüksel Başer’e, “Bir konferans için sizin salonunuzu kullanabilir miyiz?” der.

“Tabii ki” diye karşılık verir Başer…

Ve konferans günü gelir çatar…

Salonda, mühendislik öğrencileri dışında bir de gazeteci vardır:

Eyüp Gençer…

Konferansın olacağını Yüksel Başer’den öğrenen ve arka sıralardan birine oturan Gençer, kürsüdeki akademisyenin konuşmasından hiçbir şey anlamaz. Program bittiğinde yanına gider ve şöyle der:

“Ben gazeteciyim fakat konuşmalarınızı pek anlamadım.”

“Çok doğal, çünkü öğrencilere konferans verdim.”

“Burada bir saat kaldım. En azından bana özel bir açıklama yapar mısınız?”

***

Ve orta yaşı biraz geçmiş, ufak boylu akademisyen bir açıklama yapar.

Türkiye’nin deprem bölgesinde olduğunu, özellikle Marmara Bölgesi’ndeki faylarda sürekli hareketlilik yaşandığını, bu bölgede yüz yılda bir büyük, otuz yılda bir de orta ile büyük arasında depremin yaşandığını söyler.

Karanlık bir tablo çizer profesör…

Çok sayıda insanın öleceğinden, binlerce binanın yıkılabileceğinden bahseder.

Gençler de yazar haberi:

“Deprem geliyor.”

Bu haber, Günaydın gazetesinde birinci sırada yer alır.

Yer alır almasına ama, herkes profesörü “deli” ilan eder.

“Felaket tellalı” derler…

Profesörü yerden yer vururlar.

***

Yıl, 2001 ya da 2002…

Eyüp Gençer Körfez Belediyesi’nde çalışmaktadır ve depremin acılarını sarmaya çalışan kentte, bir sempozyum gerçekleştirilecektir.

Salon hıncahınç doludur.

Konferans bittikten sonra insanlar profesörle bir şeyler konuşmak için uzun sıra oluşturmaktadır.

Eyüp Gençler kalabalığı yarar ve profesörün yanına gider:

“Hocam, beni tanıdınız mı?”

Profesör çıkaramaz.

“Hani 12-13 yıl önce İzmit’te Ticaret Odası’nda bir konferans vermiştiniz. Ben konferanstan sonra sizden demeç almıştım.”

Profesör, Gençer’e yakınlaşır:

“Hatırladım. Senin o haberin yüzünden beni deli ilan etmişlerdi.”

***

O profesör kim, biliyor musunuz?

Ahmet Mete Işıkara…

Yani, Deprem Dede…

 

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Mevlüt SOYSAL yazıları
Anket
Sizce, Kocaeli'deki yapılar depreme karşı yeterince güvenli mi?
Evet
Hayır
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.7880 TL 5.7649 TL
Euro
EURO
6.4414 TL 6.4157 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA