Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
TARİH 13.12.2019 SAAT 11:38:35
Advert
 
Mevlüt SOYSAL

Yaşar, “yeni bir sendikal anlayış” için çalışıyor

 

BU kentin yetiştirdiği değerler bir seçimle kuşkusuz ki yok olmaz…

Ali Ufuk Yaşar, onlardan biri…

Petrol-İş Sendikası gibi Türkiye’nin önemli sendikalarından birinin uzun yıllar genel başkanlığını yaptığı dönemde hep aramızda oldu. Genel başkan olmadan önce nasılsa, genel başkan olduğunda da İzmit’in sokaklarında eşiyle dostuyla yürüdü.

Bu anlamda Yaşar, İzmit’ten, bu kentteki eşinden dostundan hiç kopmadı.

Ve sonra Yaşar, kendisini şube başkanları “genel başkan adayı” yapsa da, çok az bir oy farkla seçimi kaybetti.

Şimdi ise Yaşar, düne değil geleceğe bakıyor.

Ve kendisine bir hedef belirlemiş:

Yeni bir sendikal anlayış…

Yaşar, yeni bir sendikal anlayış için üzerine ne düşerse yapmak istiyor.

Geçtiğimiz günlerde ziyaretime geldiğinde de, bu yeni anlayışla ilgili sohbette bulunduk…

İşte o sohbet:

***

Neler yapıyorsunuz?

Sendikacılıktan kopmadım. Sendikal süreçle ilgili birikimlerimi çevreme anlatmak istiyorum. Bazı sendikalara bu yönde katkılar sunuyorum.  Şuna inanıyorum: Yeni bir sendikal anlayışı hayata geçirmek zorundayız. Ben bunun için üzerime düşen görevleri yapacağımı taahhüt ediyorum. Çünkü şöyle bir gerçek var: Gittikçe sayı olarak azalan, sendikal mücadeleyi sadece eylemden ibaret gören bir anlayışla ileri gitmek mümkün değil. Sorunları ve eksiklikleri iyi analiz etmek gerek.

 

HERKESİN SORUNUYLA

İLGİLENMELİYİZ

 

Yani, yüzde 10’luk örgütlenme oranı yüzde 30’lara, 40’lara çıkmalı… Bunun için ne yapılmalı?

Doğru bir örgütlenme için işçi profilini iyi analiz etmek lazım. Yargıdan kaynaklı örgütlenme sorunları ortada… Başka bir sebep de, siyasetin bu işin önünün açılması için doğru bir politika uygulamaması. Örgütlü bir toplum olmak, demokrasi standartlarımızı yükseltmek ve daha uygarca yaşamak adına siyaset, sendikal yapıların daha güçlü olmasının önüne geçmemelidir. Bizim de sorunumuzu hem siyasete hem de işverenlere doğru bir dille anlatabilmemiz lazım. Sendikanın bir öcü olmadığını, sendikanın aslında işverenin partneri olduğunu, bu ilişkide sürecin daha iyi yönetilmesi gerektiğini anlatmalıyız. Aslında Ekonomik Sosyal Konseyin çalıştırılması ve mutlaka doğru bir müzakere ile bu işe bir yön verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama biz, eski sendikal anlayışımız ve örgütlenme biçimimizle bu işi yürütmeye kalktığımızda ne örgütlenmeyi beceririz ne de büyüyebiliriz. Bu şekilde de kadük kalırız. Sadece kendi sorunlarımızı çözmeye çalışan, bunu yaparken de toplumsal desteği kaybeden kurumlar haline geliriz. Toplumun sorunlarına cevap verecek, toplumun sorunlarıyla hemhal olacak, doğru müzakere ve doğru mücadele şekli ile başarıyı yakalamak mümkün. Aksi türlü toplumu örgütsüz bırakırız, toplumun sorunlarına yanıt veremediğimiz için vatandaşın haklı olarak duyarsız kaldığı yapılara dönüşürüz.

 

SENDİKA İŞYERİNE OLAN

AİDİYETİ GÜÇLENDİRİR

 

İşsizliğin yüksek olduğu bir ülkedeyiz. Zorluklarla iş bulan işçi, sendikaya üye olması durumunda işini kaybedeceğini düşünüyor. Bu sorun nasıl aşılacak?

İşverenler şunu bilmeli: Sendikalar sadece işverenin cebinden daha fazla para almayı hedefleyen kurumlar değil. Sendikalar, işyerinde verimliliği ve aidiyeti sağlayan yapılardır. Bu da işverene güç vermektedir. Bir işveren düşünün: Yeni bir iş bulduğunda mevcut işyerini hemen terk edecek bir kişiden nasıl verim alabilir? Oysaki sendika kuruma aidiyeti, bağlılığı güçlendirir. Biz 3 G’yi çok önemsiyoruz. Geleceğine güvenceyle bakan, güvenli çalışan ve geçinebilir bir ücret alan işçiler… Bunu sağlayan işveren zaten ilk önce kendisi kazanır. Biz bunu işverenlere doğru anlatabilmeliyiz. Fakat anlatabilmekte güçlük çektiğimiz ortada. Hatta bizim en büyük sorunumuz bu. Hem işveren hem de toplum bizi iyi algılayamıyor. Örneğin bir eylem yaptığımızda halktan yeteri kadar destek alamıyoruz. Neden? Çünkü toplumun sorunlarına eğilmiyoruz. Sadece kendi sorunlarımızı gündemde tutuyoruz. Maalesef çözüm de bulamıyoruz.

 

BANA “AK PARTİLİ

YAŞAR” DEDİLER

 

Sendikal yapıların güçlü olduğu ülkelerde durum nasıl? Oralarda siyasal argümanlar sendikal aidiyette birinci öncelik mi?

İkinci soruyu yanıtlayayım: Bu hastalık en çok bizde. Ben de siyaset sorununu en çok yaşayan kişilerden biriyim. Ne kadar iyi bir sendikacı olsam da, ne kadar iyi işler yapsam da, müzakereyi ne kadar iyi beceriyor olsam da, müzakereyi ne kadar iyi yapsam da, örgütlü işçi sayısını 23 binden 40 bine çıkarsam da, milli görüş geleneğinden gelmem nedeniyle hep AK Partili etiketi üzerime yapıştı. 26 yıl sendikacılık yapsam da, bu süreçte hiçbir siyasi fikri ayrı tutmayıp herkesi kucaklasam da, AK Partili Ali Ufuk Yaşar oldum. İktidarın iş hayatı ile ilgili yaptığı bütün hataların, bütün yanlışların sorumlusu ben oldum. Maalesef benim üzerimden bir nefret politikası geliştirildi. Oysaki kim iktidar olursa olsun bir sendika başkanının müzakere yapması lazım.

***

Yani, işçi aleyhine yasa çıkaran partinin işbirlikçisi oldunuz.

Aynen öyle… Halbuki ben işçi aleyhine atılan adımlara en büyük tepkiyi gösteren, ama zamanı geldiğinde de iktidarla aynı masaya oturmuş bir sendikacıyım.

 

AVRUPA’DA İŞVEREN

SENDİKALARI DESTEKLİYOR

 

Avrupa’ya gelelim…

Almanya’dan bahsedersem… Burada çok güçlü kimya sektörü var. Sendikal alanda ise bir çerçeve sözleşme yapmışlar. Avusturya’da örneğin 9 milyonluk nüfusu olan bu ülkede bir sendikayla eğitim ilişkimiz vardı; gördük ki, 250 bin üyeleri var. Orada da tüm işkolları içerisinde çerçeve sözleşme ile süreç yönetiliyor. Bu da örgütlü olmayan işyerlerinde işverenler örgütlü olmaya zorluyor. Yani, sözleşme yapılan bir işyeri varsa, bir başka yerin işveren sendikası, siz de sendika üyesi olacaksınız, çünkü rekabet koşulları ortak sözleşme yapmayı mecbur kılıyor, örgütlenin diyor. Bu da Avrupa’da güçlü sendikalar meydana getiriyor.

***

Anladığım şu: Ali Ufuk Yaşar bundan sonra sendikacılık tecrübelerini yine sendikalara aktaracak, sendikaların güçlenmesi için çalışacak.

Görev yaptığım süre içinde de bunları anlatmaya çalıştım fakat bundan sonra, sendikal birikimimi ihtiyaç duyulan her yerde kullanacağım. Yeni bir sendikal anlayış olmadan, yeni bir sendikal anlayışı örgütlemeden, bu yapıyı bu şekilde yürütmemiz imkanlı değil. Biz ufalmamalıyız, büyümeliyiz. Bunun yollarını da konuşmak zorundayız. Bizim öncelikli hedefimiz yüzde 10’luk üye sayısını yüzde 20’lere taşımalıyız. Toplumun sorunlarını da öncelikli tutan, doğru politikalar yürüten sendikalar meydana getirmeliyiz.

 

 

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Mevlüt SOYSAL yazıları
Anket
Sizce, Kocaeli'deki yapılar depreme karşı yeterince güvenli mi?
Evet
Hayır
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.8067 TL 5.7835 TL
Euro
EURO
6.4646 TL 6.4388 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA