Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
TARİH 05.12.2019 SAAT 17:57:22
Advert
 
Mehmet ÖZMEN

Yeniden eskiye dönmek…

 

 

Kabul etmek lazım, Türkiye gerçekten ciddi bir ekonomik darboğazdan geçiyor. İlerlememiz böyle bir zamanda çok zor. Savunma sanayii dışındaki üretim kapasitemizin de istenen performansından geride kalması ile bu darboğazdan geçiş daha da zorlaşıyor haliyle.

Enerji sarfiyatı haliyle çok fazla. Doğalgazda dışa bağımlıyız. Elektrik üretiminde alternatif yollar kullanılıyor olsa da bu yeterli değil. Bu işleri çok pahalıya mal ettiğimiz kesin.

Hemen her şeye yüksek oranlarda zam yapılıyor. Bu durum bir parça da millet nezdinde güvensizliğe sebep oluyor, bunu sanıyorum hepimiz kabul ederiz…

Fakat aynı şekilde kabul edilmesi gereken bir başka husus daha var. O husus da ülke ekonomisinin bazı dış tehditlerin baskısı altında olduğudur. Şayet biz Fırat’ın doğusuna girecek olursak muhtemeldir ki bu baskının şiddeti artacaktır. Böyle bir cendereden geçerken bile toplum refleksi geçmişten gelen alışkanlıkların da etkisi ile “Ekonomik açıdan ben değil, devlet zarar etsin” mantığı şeklinde kendini belli ediyordu.

Bu beklenti ve talep geçmiş hükümetlerin IMF kapısında köle olmasının da önünü açıyordu aslında. Bahsettiğimiz Uluslararası Para Fonu’nun bize kaybettirdiği yıllar, belki de bugün yaşanan ekonomik problemlerin temelini teşkil ediyordu.

Zamlar olmasın, olmamalı da…

Zira bizler yaşanabilecek her türlü dış saldırıya karşı elbette devletimizin yanında oluruz. Ancak ortada yaşandığını düşündüğümüz bir mağduriyet varsa, yani devletimizi öyle ya da böyle yanlış tarafta görürsek o zaman da milletimizin yanında yer alırız.

Bunları neden mi anlatıyorum; AK Parti İl Başkanı Mehmet Ellibeş’in haber metni elime geçti ve konuya oradan girdim aslında.

Mehmet Bey, muhalefetin eskiye dönmek istediğinden bahsetmiş açıklamasında…

Kendisine hak vermeden edemedim.

Türkiye’de AK Parti’nin indirilebilmesi için ne hayaller kuruldu, hepsini şöyle bir hafızanızdan geçirin…

O çok milliyetçi görünen ucuz insanlar hükümetin zor durumda kalması için terör olaylarının artması, şehit haberleri gelmesi beklentisi içine girmediler mi?

O çok demokrat olan siyasiler, “Ordu göreve” diye açılan pankartlar karşısında “Millet demokratik tepkisini gösteriyor” ahlaksızlığını savunmadılar mı?

O sözüm ona siyasiler; ülkeye gelen IMF heyeti ile gizli kapaklı toplantılar yapmadılar mı?

O sonradan görme politik simalar, Suriyeli belasını ülkenin başına bela ettikten sonra, “Bu adamların ne işi var burada. Ülkelerine gitsinler” diye yaygara koparmadılar mı?

O satış mertebesi yüksek ucuzlar; ekonominin belkemiği olarak gösterildikleri dönemlerde kurdukları düzenle bugünkü yapının temellerini atmadılar mı?

Daha neler sayılır, neler…

Yok, kardeşim yok.

Ben artık IMF kapısında dilenen bir Türkiye istemiyorum.

Şayet varsa; eskiye dönüş isteyenlerin de meydanın boş olmadığını bilmelerini istiyorum…

 

 

Parlamenter sisteme dönülür mü?

 

 

Açıkçası hiç sanmıyorum. Çünkü bu sistemle CHP belki de ilk kez Türkiye’de iktidar olma imkanını elde etti.

Meseleye ana muhalefet gözü ile bakacak olursam, ne Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ne de kendisinden sonraki genel başkanların bu fırsatı kaçıracaklarını pek sanmıyorum. CHP eline geçirdiği ve halk desteğini yüzde yüz yansıtan bugünkü cumhurbaşkanı seçilme gücünü önemseyecektir.

Şayet kazanırsa koalisyonlara mahkum olmadan bu iş yapılmalı. Devlet tek bir noktadan yönetilmeli.

Koalisyonlar, bana göre devletin zaafıdır, zayıf karnıdır.

Böyle siyasi birlikteliklerin hakkından gelmesi çok kolaydır.

Hatırlayın Refah-Yol iktidarı dönemini. Erbakan ve başında olduğu hükümet memleketi 11 ayda adam etmeye başlamıştı ki 28 Şubat ahlaksızlığı yaşandı. Memleket bilmem kaç yıl geri gitmişti. O dönemde Refah Partisi’nden değil, ama Doğru Yol Partisi’nden milletvekilleri tek tek nasıl istifa ettirilmişlerdi.

Bunların tamamı bir takım vaatlerle yol ayrımına girmişlerdi.

Hüsamettin Cindoruk gibi sözüm ona demokratlar tarafından ayartılan vekiller tek tek Çiller’i satmıştı.

Fakat bugünkü sistem olsaydı, o hükümet düşer miydi?

Memleket ekonomik açıdan daha güçlü olmaz mıydı?

Koca ülke emirle kurdurulan DSP-ANAP-MHP beceriksizliğine mahkum kalır mıydı?

Allah aşkına söyleyin…

 

 

 

Erken seçimi kim istiyor?

 

 

Hükümet tarafı olumlu tek söz söylemiyor. Onlara göre seçimler zamanında yapılacak.

Fakat muhalefet boş durmuyor. Öylesine seçilmiş ifadeler kullanıyorlar ki, isteriz de istemeyiz de manasını çıkarabiliyorsunuz.

Ne diyor Kılıçdaroğlu, “Türkiye erken seçime gitmemeli. Ancak bu erken seçimi hükümet isteyecek”

Yani onların tavrı istemem, ama yan cebime koy edebiyatı…

Netice; seçim olmayacak. En azından benim görüşüm böyle.

Peki, böyle bir durumda MHP’nin tavrını bilen var mı?

Her ne kadar seçim olmaz modunda olsalar da açıkçası pek güvenemiyorum kendilerine. Çünkü 2002 ve 28 Haziran dönemleri kabak gibi ortada…

 

 

CHP ve HDP’nin ortak zaafı; Erdoğan

 

 

Yeni yasama yılı başladı. Hayırlı olmasını dileyelim. Umarım iktidarı ve muhalefeti; tüm unsurları ile tek derdi vatan ve millet olan bir dönem geçirirler…

Yasama döneminin başlaması dolayısıyla Meclis’te tören düzenlendi. Yeni dönemin başlaması ile ilgili genel kuruldaki programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı. Erdoğan’ın anons edilip salona girişi sırasında AK Parti ve MHP’li vekiller doğal olarak ayağa kalktı ve kendisini bir süre alkışladılar.

İYİ Parti ise ayağa kalkmasına rağmen alkışlamadı…

Bu tepki siyasi arenada çok normal.

Manası ise; “Seni tasvip etmesem de bulunduğun makama saygım var. Devleti temsil ediyorsun” şeklindeydi…

Fakat genel kurul salonunda bırakın alkışlamayı, ayağa dahi kalkmayan iki parti vardı;

CHP ve HDP…

Ondan sonra CHP’ye, “HDP ile neden birliktesiniz?” diye sorduğumuzda, “Bizi nasıl terör örgütü destekçileri ile yan yana yazarsınız” diye kızarlar…

İYİ Parti yönetimini devlete karşı olan sadakat ve saygılarından dolayı tebrik edip alkışlıyorum.

Erdoğan düşmanlığını dışa vururken ilk olarak Atatürk’ün bulunduğu cumhurbaşkanlığı makamını hiçe sayan CHP ve HDP’ye ne söylemem gerektiğini ise inanın bilmiyorum…

 

 

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Mehmet ÖZMEN yazıları
Anket
Sizce, Kocaeli'deki yapılar depreme karşı yeterince güvenli mi?
Evet
Hayır
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.7678 TL 5.7447 TL
Euro
EURO
6.3949 TL 6.3694 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA