Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert Advert Advert
Advert Advert
TARİH 15.07.2020 SAAT 11:23:46
Advert
Advert Advert Advert
 
Burçin SAĞLAM AYSU

SENİN HAZİNEN NEREDE?

 

 

Merhaba sevgili okur.

Sizle bu hafta çok sevdiğim kitaplardan bir tanesi olan Simyacı'dan bir kesit paylaşacağım.

Beni çok etkileyen o sohbeti sizin de okumanızı istiyorum.
Sevgilerle...

 

 

"Yüreğimizi neden dinlemeliyiz?" diye sordu, mola verdikleri akşam.

"Çünkü yüreğin neredeyse hazinen de oradadır."

"Yüreğim sıkıntılı, çalkantılı," dedi delikanlı. "Düşler görüyor, heyecanlanıyor ve bir çöl

kızına âşık. Bana bir yığın şey soruyor, çöl kızını düşündüğüm zaman, geceler ve gündüzler

boyu beni uykusuz bırakıyor."

"Ne âlâ! Demek ki yüreğin canlı. Onun söylediklerini dinlemeye devam et."

"Yüreğim bir hain," dedi delikanlı Simyacıya, atlarını biraz dinlendirmek için durduklarında.

"Devam etmemi istemiyor."

"Ne âla," diye yanıtladı Simyacı. "Bu da yüreğinin diri olduğunu gösteriyor. Şimdiye kadar

elde etmeyi başardığın şeyleri bir düşle değiş tokuş etmekten korkması kadar doğal ne var."

"Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?"

"Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da

o gene oradadır, göğsündedir; hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı

sürdürecektir."

"Bir hain olsa da mı?"

"İhanet, senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen yüreğini tanıyacak olursan, sana baskın

yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek. Böylece, kendisinden beklemediğin bir darbe indirmeyecektir kesinlikle sana."

"Yüreğim acı çekmekten korkuyor" dedi bir gece Simyacı'ya, aysız gökyüzüne bakarlarken delikanlı.

"Yüreğine, acı korkusunun, acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle. Düşlerinin

peşinde olduğu sürece hiçbir yürek kesinlikle acı çekmez. Çünkü araştırmanın her anı, Tanrı ve

Sonsuzluk ile karşılaşma anıdır."

"Her arama anı, bir karşılaşma anıdır," dedi delikanlı yüreğine. Hazinemi aradığım sırada her

gün pırıl pırıldı, çünkü her saatin, onu bulma düşünün bir parçası olduğunu biliyordum.

Hazinemi ararken yolumun üzerinde öylesine şeyler keşfettim ki, bir çoban için olanaksız şeylere

girişmek cesaretim olmasaydı bunlara rastlamayı kesinlikle hayal bile edemezdim."

Bunun üzerine yüreği bütün bir öğle sonu yatıştı. Ve geceleyin derin bir uykuya daldı.

Delikanlı uyanınca yüreği ona Evrenin Ruhu'nun işlerini anlatmaya başladı. Her mutlu insanın,

içinde Tanrı'yı taşıyan insan olduğunu söyledi.

Ve tıpkı daha önce Simyacı'nın da söylediği gibi mutluluğun, çölün küçük bir kum tanesinde bulunabileceğini söyledi. Çünkü bir kum tanesi Yaratılış'ın bir anıdır ve evren, onu yaratmak için milyonlarca, milyonlarca yıl uğraşmıştır.

"Yeryüzünde her insanın kendisini bekleyen bir hazinesi vardır," dedi yüreği delikanlıya. "Biz

yürekler, insanlar artık bu hazineleri bulmak istemedikleri için bunlardan pek ender söz ederiz.

Onları küçük çocuklara anlatırız. Sonra herkesi, kendi yazgısının yoluna göndermek işini hayata

bırakırız. Ne yazık ki, kendisine çizilmiş olan yolu, pek az insan izliyor; oysa bu yol, Kişisel

Menkıbe'nin ve mutluluğun yoludur. İnsanların çoğu dünyayı korkutucu bir şey olarak

görüyorlar ve yalnızca bu nedenden dolayı da dünya gerçekten korkutucu bir şey oluyor. O

zaman biz yürekler, giderek daha alçak sesle konuşmaya başlıyoruz ama asla susmuyoruz. Ve

sözlerimizin duyulmaması için dilekte bulunuyoruz: Kendilerine çizmiş olduğumuz yolu

izlemedikleri için insanların acı çekmelerini istemiyoruz."

"Peki yürekler, insanlara düşlerinin peşinden gitmek zorunda olduklarını neden

söylemiyorlar?" diye sordu delikanlı, Simyacı'ya.

"Çünkü bu durumda en çok, yürek acı çeker. Ve yürekler acı çekmekten hoşlanmazlar."

Delikanlı o gün yüreğini dinledi. Ondan, kendisini asla terk etmemesini istedi. Ondan,

düşlerinden uzaklaşacak olursa göğsünde sıkışmasını ve kendisini uyarmasını, uyarı işareti

vermesini istedi. Ve bu işareti ne zaman duyarsa ona dikkat edeceğine yemin etti.

Delikanlı o gece bu konuların hepsini Simyacı'yla konuştu. Ve Simyacı, delikanlının

yüreğinin Evrenin Ruhu'na geri dönmüş olduğunu anladı.

"Şimdi ne yapmalıyım?" diye sordu delikanlı.

"Piramitler yönünde yürümeye devam et," dedi Simyacı. "Ve işaretlere dikkat et. Yüreğin

artık sana hazineyi gösterebilecek durumda."

"Yoksa benim henüz bilmediğim bu mu?"

"Hayır. Senin henüz bilmediğin şudur" dedi Simyacı: "Evrenin Ruhu, bir düşü gerçekleştirmeden önce yol boyunca öğrenilen her şeye değer biçer. Bize karşı kötü duygular beslediği için böyle davranmaz. Düşümüzü gerçekleştirmemizin yanı sıra, ona doğru ilerlerken aldığımız dersleri de iyice öğrenmemizi ister. Ama insanların çoğunluğu, işte bu anda vazgeçerler.

Çölün dilinde biz bu durumu şöyle tanımlarız: vahanın palmiyeleri ufukta görünmüşken susuzluktan ölmek…

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Burçin SAĞLAM AYSU yazıları
Anket
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
6.8751 TL 6.8476 TL
Euro
EURO
7.8072 TL 7.7761 TL

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA