Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
Advert Advert
TARİH 03.07.2020 SAAT 00:51:44
Advert
Advert Advert
 
Hüseyin YUSUF

Her doğru her yerde söylenmez(miş)!

 

 

Sanki, doğrunun kendisini göstermekten utandığı bir ayıbı varmış gibi…

Sanki, doğrular usulünce ifade edildiğinde ana bünyeye bir zarar verecekmiş gibi…

Sanki, ifade edilmediğinde o doğru, ebediyen gizlenebilecekmiş gibi…

İkiyüzlülük, riyakârlık ve sevimsiz bir kurnazlığın savunucusu olan Niccolo Machiavelli’nin ortaya koyduğu siyaset felsefesinin izdüşümü olarak günümüze taşınan en tahripkâr söylemlerden birisi. Ne hazindir ki değerlerimiz açısından hiçbir düzlemde buluşulmaması gereken bu söylemle çok sık karşılaşırız. Sözüm ona, bütünü koruma adına, bu cümlenin yapıcılığından medet umarız. Oysa kültür iklimimiz ve bu iklimin beslendiği referanslarımız bize susmamız gereken yerde susmayı tavsiye ederken konuşmamız gereken yerde de konuşmayı emreder ve bu duruşu ümmet olmanın ön şartı sayar. Konuşulacak yerde susmak suretiyle fayda temin etmeyi, takip edilen yol itibariyle mekruh kabul eder. Zira bizim kültür iklimimiz amaca ulaşılacak her yolu mubah saymaz. Bilakis usul-ü esasın önünde tutması gereken bizler en az amaç kadar aracıda sarraf hassasiyetiyle tartması gerekenlerdeniz.

 

Emri bil maruf, nehyi anilmünkeri kulluğunun mütemmim bir cüzü, efendimizi de (sav) kendisine model olarak kabul etmesi gereken bizler, değil iktisadi, içtimai ve hatta siyasi hayatımızı da bu düsturla tanzim etmemiz, yaşama dair tüm muamelatımızda bu sorumluluğun idrakinde olmamız gerekiyor.

 

Allah’ın (cc) sevgilisini bu denli etkileyen, nüzulü ile “beni bu sûre ihtiyarlattı” dedirten Hut sûresi 112. ayette geçen emrolunduğun gibi dosdoğru ol emri ilahisi, ismet sıfatıyla muttasıf, yani günahsız olan efendimizi etkilediği kadar bizi etkilemeyecek mi?

 

Onun ümmeti olma iddiasında olan bizler, efendimizi ihtiyarlatan emrolunduğun gibi dosdoğru ol ayeti celilesi ile her doğru her yerde söylenmez zırvasını nasıl cem edeceğiz?

 

Birçok sûrede ve hassaten Asrsûresinde geçen, kurtuluşa erenlerin ancak hakkı tavsiye edenler olacağını bildiğimiz halde usul-ü dairesince ve hulus-i kalp ile doğru bulduklarımızı ifade edemeyeceksek, hesap gününde kimden yardım isteyeceğiz?

 

Sınırsız olmayan ve mutlaka bir hesap gününün olduğu İslami hayatın ölçüsü bellidir. Etrafında bir yanlış gördüğünüzde elinizle düzeltin, buna gücünüz yetmiyorsa dilinizle düzeltin, onada gücünüz yetmiyorsa imanın en zayıf noktası olarak, kalben buğz edin. Bundan da imtina edenlerin kalbinde hardal tanesi kadar iman emaresi yoktur buyruluyor. Bu gerçek ortayken, lafzen izhar etmesek de dünyevi kaygılarla Machiavelli’yi hayatlarının merkezine koyan bizler kimin şefaatine müracaat edeceğiz?

 

Doğru bulduğunu ifade etme, biz farkında olmasak da izafi yani bize göredir. Bununla birlikte ifade etmenin her halükarda bir faydası olacaktır. Zira ifade ettiğimiz doğru mutlak ise muhatabımızı, değil ise bizi bir yanlıştan kurtarır.

 

Doğruyu ifade etme bazen bir sormanın, sorgulamanın içine gizlenmiştir. O halde mutmain olmak isteyen her iki taraf da samimiyetten asla taviz vermemelidir.

 

Bu günlerde adını özlemle ve sıkça zikrettiğimiz Hz. Ömer, İslam ümmetinin halifesi yani devlet başkanıdır. Hz. Ömer’i bu günlere taşıyan birçok vasfının yanısıra onu öne çıkaran en mümeyyiz vasfı, yönetimini üstlendiği insanlar tarafından sorgulanmaya ve bu suretle bilgi vermeye her daim ve her mekânda açık olmasıdır. Zaman zaman ashabı kiram tarafından edep sınırlarını zorlayan sorulara da muhatap olan o büyük halife, değil tepki göstermek, bilakis bu tür sorgulamaları teşvik etmesiyle bilinir. Bir hutbe iradı sırasında “Emir-el müminin olarak beni dinleyip itaat edecek misiniz” diye soran Hz. Ömer’e “hayır ya Ömer ganimetten bize düşen kumaş parçası ile biz bir gömlek diktiremez iken sen o sırtındaki gömleği nasıl diktirdin” diye soran sahabeye, ben İslam ümmetinin halifesiyim ve yalnız Allah’a hesap veririm demiyor. Çünkü biliyor ki orada bulunan cemaatine ve yönetiminde bulunduğu halkına hesap veremez ise Allah’a hiç hesap veremeyecek. Peki, ne yapıyor? Bir işareti ile oğlu Abdullah’ın cevap vermesini istiyor. Oğlu Abdullah “ganimetten bana düşen payı babama verdim. Bu suretle babam kendine bir gömlek diktirebildi” deyince, tatmin olan sahabe, başta ismen hitap ettiği halifeye bu kez devlet başkanı sıfatıyla hitap ediyor ve “evet ya emir-el müminin şimdi seni dinler ve itaat ederiz” diye mukabelede bulunuyor. 

 

İşte sorgulamanın içerisine gizlenmiş bir doğru…

 

İnandığı bir doğruyu zaman ve mekân ayırmadan her yerde ifade edebilen bir cemaat…

 

Peygamberi bir metot…

 

Sorgulanabilir bir yönetim…

 

Nihayetinde yüzyıllardır özlemle anılan bir halife ve toplum…

 

 

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Hüseyin YUSUF yazıları
Anket
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
6.8654 TL 6.8380 TL
Euro
EURO
7.7466 TL 7.7157 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA