Advert Advert Advert
Advert Advert
Advert
TARİH 07.04.2020 SAAT 12:06:28
Advert
Advert
 
Mevlüt SOYSAL

Deprem: Daha ne kadar ölümü bekleyeceğiz?

 

ARTIK daha çok hatırlatıyor kendini…

Bir de elimizde akıllı telefonlar olduğundan; nerede, ne zaman olmuş, şiddeti ve büyüklüğü ne, hemencecik öğreniveriyoruz.

Hele bir de İstanbul’da hissedildi mi?

Ana haber bültenlerinin ilk maddesi oluyor.

Deprem hatırlatıyor kendini…

Bizse çaresizliğin çıkmaz sokaklarında amaçsızca yürüyor, önümüzdeki karanlık duvara çarpıveriyoruz.

Peki, neden?

Üçüncü dünya ülkeleri dahi depremle yaşamayı öğrenirken, biz neden ölümü bekliyoruz?

Kimde suç?

Bizde mi?

Devlette mi?

Sorumluluk kimin?

Bizim mi?

Devletin mi?

Her kim ve ne olursa olsun… Depremin ne zaman ve nerede olacağı bilinemez fakat deprem kulağımıza eğilip uyarıda bulunur.

“Geliyorum” der…

Peki, ne yapmalıyız?

***

İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan hep gerçekçi olmuştur.

Diyor ki:

“Türkiye’de kişi başına gelir siyasilerin söylediğine göre 8 bin dolar. Aşağı yukarı bu 45 bin lira filan yapar. Demek ki aylık 2 bin lira yapıyor. İstanbul’da ev kiraları bin- bin 500 lira. Demek ki 2 bin lira alan bir ailenin depreme hazır olması gibi bir olay düşünülemez.”

Ben de sorayım:

“Örneğin Kocaeli halkının yüzde kaçı, ‘Evimi güvenli bulmuyorum’ diyerek başka bir daireye taşınabilir?”

Sorayım:

“Zar zor geçinen, evinde doğalgazını yakamayan, çocuğunun karnını güçlükle doyuran yüzlerce – binlerce aile, nasıl deprem nedeniyle evini taşır?”

Taşıyamaz…

***

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na çok teşekkür ederim;

Aday olduğu günden bu yana bir gerçeği dilinden hiç düşürmedi:

“Deprem…”

İstanbul’un depremi beklediğini söyledi.

Depreme dayanıklı binalar için hükümet ve belediyenin birlikte çalışması gerektiğini ifade etti.

Her açık oturumda deprem konusunu gündeme getirdi.

Vesaire…

Sayesinde deprem gerçeğini hiç unutmuyoruz.

***

Prof. Dr. Celal Şengör’ü nasıl atlarım…

Hiç unutmadığım sözleridir:

“Türkiye’nin durumu deprem açısından bakıldığında tam bir felaket ve bu felaket geldiğinde Türkiye bağımsızlığını kaybedecek...”

Şaka değil!

Gerçek…

Ya da şu:

“Türkiye, büyük İstanbul depreminde bağımsızlığını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.”

Çünkü İstanbul, Türkiye’nin kalbi…

Bir büyük deprem, kalbi durdurur.

***

Jeoloji Müh. Odası Kocaeli İl Temsilcisi Niyazi Temizkan’ın açıklamasını büyük bir dikkatle okudum.

Malum, Manisa Akhisar’daki 5.4 büyüklüğündeki depremle, yine o acı gerçeği hatırladık.

Temizkan diyor ki:

“Depremi önlemek ve oluş zamanı önceden kestirmek teknolojinin bugün eriştiği düzeyde imkansız olduğundan, can ve mal kayıplarını önlemek üzerinde durulmalıdır. Deprem sonrası kayıpları azaltmak ülke ve kentler bazında bir eylem planı ortaya konmalıdır. Bu kapsamda özellikle deprem riski yüksek olan kentlerdeki yetkililerin zemin – bina uyumu konusunda çok titiz davranmaları gerekmektedir. Hazırlanan eylem planı dışına çıkılmamalı ve gerekli denetimler yerine getirilmelidir. Unutmayalım ki eğitim, zemin ve doğru yapı her zaman hayat kurtarır.”

***

Bense daha ileri gideyim:

Türkiye’de Deprem Bakanlığı kurulmalıdır.

Ve yetkisi, İçişleri Bakanlığı’ndan, Adalet Bakanlığı’ndan, Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan daha fazla olmalıdır.

Bu bakanlık, belediyelerle işbirliği içerisinde, seferberlik ilan etmelidir.

Birinci derece deprem bölgelerinden başlayarak, binaların dayanıklılık analizlerini yapıp “Oturulabilir” ya da “Oturulamaz” raporu çıkarmalıdır.

“Oturulamaz” kararı verilen binaların sahiplerine yargı yolu dahi kapalı tutulmalıdır.

Süreç, öyle şeffaf yürütülmelidir ki, yapılan işlerde rantın “r”sinin dedikodusu dahi çıkmamalıdır.

Oturulamayacak binalardaki vatandaşlara devlet kol kanat germelidir.

Vatandaş mağdur edilmemelidir.

***

Çünkü son 20 yıl bize şunu gösterdi;

Yokluk içinde yaşayan vatandaşın önceliği deprem olamıyor.

Kentsel dönüşümden yoksul faydalanamıyor.

Ayda 2 bin lira kazanan bir ailenin depreme hazır olması gibi bir olay düşünülebilir mi?

Düşünülmüyor.

***

Durun durun!

Bu yazıyı Elazığ depreminden sonra yazmadım.

Deprem olduğu gün kaleme alıp, dosyaya da “yedek yazı” ismini verdim.

Bu defa hatırlatmadı kendini…

Yaktı, yıktı.

Kalbimiz Elazığ ve çevresindeki illerde…

Ve acımız çok büyük…

Sorayım:

Daha ne kadar ölümü bekleyeceğiz?

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Mevlüt SOYSAL yazıları
Anket
Sizce, Kocaeli'deki yapılar depreme karşı yeterince güvenli mi?
Evet
Hayır
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
6.7773 TL 6.7502 TL
Euro
EURO
7.3231 TL 7.2939 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA