Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
TARİH 26.02.2020 SAAT 23:11:03
Advert
 
Burçin SAĞLAM AYSU

Orası arka sokaklardan bile daha tehlikeli

Bu köşe yazısını yazmadan önce acaba bu hafta ne yazsam diye düşünürken sevdiğim bir meslek büyüğüm bana bir video tavsiye etti.

Videonun konusu 'Sosyal medyada neden linç yiyoruz?'

Linç kavramını o kadar güzel işlemiş ki video.

Sosyal medyanın hayatımızı yönlendirdiği günümüzde linçten kaçınmak ne yazık ki çok zor.

Hemen hemen herkes istediği kişiye istediği zaman ulaşabilme özgürlüğüne(!) sahip.

Ya da hiç tanımadıkları birisi için ellerindeki telefondan ya da başında oturdukları bilgisayarlardan istediği cümleleri kurabiliyorlar. Dışarıda söyleyemeyeceklerini çok rahat bir şekilde sosyal medyada yazabiliyorlar.

Gerçek kimliklerinden çok uzakta yazılan yorumlar daha doğrusu linçler…

Peki neden bu kadar kinli ve hınç doluyuz?

Hiç tanımadığımız/bilmediğimiz insanları klavye başında nasıl istediğimiz gibi linç edebiliriz?
Peki insanları linç ettikten sonra elimize ne geçiyor?

Sosyal medyada linçe başvurduğumuzda ne hissediyoruz?
Bu sorulara uzmanlar tarafından cevap verilmiş.
Videoda psikolog Doğan Yılmaz'a soruluyor; Sosyal linçi ya da sosyal zorbalığı başlatan kişi bunu neden yapar?

Cevap çok net.
Karşı taraftaki insan üzerinde bir üstünlük kurma ihtiyacı.
Linç etmek kendini güçlü hissetmenin bir aracı.
Linçin büyümesi halinde kendi gücünün ne kadar yaygınlaştığını görebiliyorlar. Ne kadar kişiye ulaşabildiğini ne kadar kişi üzerinde etki sahibi olabildiğini görebiliyorlar.  Dolayısıyla gizli değil aslında açık bir zevk alıyorlar.

Şaka değil sevgili okurlar.

İnsanları linç etmekten dolayı zevk alıyorlar.

Ve diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de linçe uğrayan birçok insan intihara başvurdu.

Temel cümle şu; linç etmekten dolayı mutlu oluyorsak eğer burada büyük bir sorun var.
Peki, bizler neden başkalarının linç edilmesini takip etmek istiyoruz?

Bunun cevabı da biz insanların nasıl bir varlık olduğunu özetler halde.

Yılmaz'a göre;
Birincisi; ne yazık ki insanların bir kısmı bir başkasını zor durumda görmekten keyif alıyor.
İkincisi; güçlü olma ve güçlünün yanında yer alma isteği.
Dolayısıyla hem zorbalığa uğrayanın uğradığı zorbalıktan keyif almak hem de kendi güvenli alanında olduğunu hissetmek insanlara ikili bir doyum sağlıyor.
Ve yalnız kalmak istemiyoruz. Yalnız kalmamak, gruptan dışlanmamak, ötekileştirilmemek…

Eğer bu linçlere karşı yalnızsanız bu süreç size çaresizlik ve ümitsizlik duygusunu daha fazla aşılamaya başlıyor.

Bunun sonunda da bazen ne yazık ki intiharlar görülebiliyor.
Eğer kişi bunu başkalarıyla paylaşamıyorsa, çok fazla kişileştirdiyse, kendi hatası, kendisinin bir utancı, kendisinin bir yetersizliği olarak değerlendiriyorsa o linç dursa bile bir zaman sonra zihninde devam etmeyi sürdürüyor.

Dışarıdan bir uyaran gelmese bile başkasıyla paylaşmıyor bile olsa bu linçler kafasında dönüp duran bir senaryo haline geliyor.

O yazılanlar, söylenenler, okuduğu izlediği videolar onun zihninde sürüyor ve bir tür travmaya sebep oluyor. O anda donup kalıyor. O an içerisinde sıkışıyor ve travmatik deneyimlediyse bunu, o an geçmiyor.
Şu unutulmamalı ki; biz dünyanın en haklı şeyini de söylesek "Nasıl olur da dünyanın en haklı şeyini söyleyebiliyorsun? Sen kendinde bu hakkı nereden görüyorsun?" diye yine bize bulaşacaklar.
Dolayısıyla karşımızdaki bu grubu ikna etmekten vazgeçmek, net bir çizgi çizip net bir duruş sergilemek bu süreci kolaylaştırır.

Kabul edebilsek ve "Bugün böyle bir olay geldi başımıza. Keşke gelmeseydi ama oldu. Tamam. Bir daha olmaması için bir çaresine bakarım" diyebilince o kötü olay kendi klasörüne kalkıyor.
Araştırmacıların yaptığı anket çalışmaları sonucu ise içler acısı:
Sonuç; sosyal medya artık sokaklardan daha tehlikeli!

Her 3 kişiden 1'inin az ya da çok sosyal linçe maruz kaldığı ortaya çıkmış.

Sosyal medya kullanıcıların yüzde 35.8'i normal hayatta söyleyemedikleri şeyleri sosyal medyadan çok daha rahat bir şekilde dile getirebildiklerini paylaşmış.

Ne acı.

Bilime göre ise sosyal medya yüzünden bir kimlik bölünmesi yaşıyoruz.

Peki linç hangi boyutlara ulaştığında suç olarak kabul ediliyor?

Bu videoda bunun da cevabı var.

Linç; kişiye hakaret edildiğinde, bunun nereden yapıldığından bağımsız olarak Türk Ceza Kanunu'nda tanımlanmış bir suç.

Bunun alenen yapılıyor olması ağırlaştırıcı bir neden.

Böyle bir durumla karşılaştığımızda öncelikle hiçbir şeyi silmemek gerekiyor. Silinen her şey aslında bir delil kaybına giriyor.

Deliller toplandığı andan sonra zaman kaybetmeden suç duyurusunda bulunabilirsiniz.
Ve son olarak videoda konu linç olduğunda işin içine manipülasyonun da karıştığı bir kez daha altı çizilerek dile getiriliyor.
Nörolojik çalışmalar yapan Prof. Dr. Uğur Batı'ya göre; manipülasyonun her türü kötüdür. Manipülasyon çoğu zaman sosyal linçe dayanır. Kitleler çoğunlukla başa çıkması zor bir gerçektense inanılması kolay bir yalana inanırlar.

Ve genellikle de en tehlikeli yalan, içine gerçek bulaşmış yalandır…

Sevgilerle…

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Burçin SAĞLAM AYSU yazıları
Anket
Sizce, Kocaeli'deki yapılar depreme karşı yeterince güvenli mi?
Evet
Hayır
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
6.1666 TL 6.1420 TL
Euro
EURO
6.7111 TL 6.6844 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA