Advert Advert Advert
Advert Advert
TARİH 28.05.2020 SAAT 19:10:05
Advert
Advert
 
Enes Şen

Virüsün İnsana Etkisi ve sağlık çalışanları ‘’Görülen lüzum üzerine…’’

Bu cümleyi genellikle resmi daire, kurum ve kuruluşların bildirilerinde okumaya alışığız farkındayım.

Ülkemiz ve Dünya bu içinde bulunduğumuz süreçte bir salgın hastalığın pençesinde yaşam ile ölüm arasında bir savaş veriyor.

Bugün bu satırları yazarken hiç tereddüt etmiyorum.

İçerisinde bulunduğumuz süreçte virüs belasının nasıl ortaya çıktığı, amacın ne olduğu, toplumumuzun alınan tedbirlere karşı yaklaşımını gibi daha canlı geçerli durumlardan bahsetmem gerekir belki de…

Ama bunlardan daha önemli iki meselemiz olduğuna inanıyorum.

Bunlardan birincisi hastanelerdeki son durum…

Ülke genelinde resmi olmasa da bir karantina söz konusu.

Bu karantina hastane meselesini sadece hastaneler olarak düşünmek yanlış olacaktır.

İnsanlar kendisini evlere kapattılar, dışarıya en azından toplumun %80’i çıkmıyor.

Çıkmaması da gerekiyor zaten ama bu noktada hepimizin göz ardı ettiği bir husus devreye giriyor.

Psikolojik faktörler…

‘’Aman insanların canı daha önemli, psikolojik faktörler deyip zırvalamayın’’ diyen okurları duyar gibiyim.

Psikoloji dediğimiz şeyin insan hayatında ne denli büyük bir yere sahip olduğunu anlamak için tam da içinde bulunduğumuz süreç biçilmiş kaftan diyebilirim.

Daha da açıklayıcı olabilmesi adına küçük bir örnek ile ifade etmekte yarar olacaktır.

Özellikle ülkemizde yeni hastanelerin yapımında kullanılan sistemi çoğumuz eleştirdik.

Neydi o sistem yap-işlet-devret!

Hükümet’in bu sistemde hastanelerin yapımını üstlenen firmalara hasta garantisi veriyor olmasını eleştiriyor ve ‘’Devlet kendi insanı deney tahtası gibi görüp buna göre sayı veriyor’’ diyerek söylenenler vardı.

Virüs belası gündeme geldiğinden ve insanımızın %80’nin kendi kendisini izole etmesi ile birlikte normal şartlarda hastanedeki bir bölümde 300 hasta bakılıyorken şimdi bu sayının sadece ve sadece beş yahut altı gibi inanılması güç bir rakama kadar gerilemiş olması bize bir şeyin açıklamasını çok net yapıyor olsa gerek…

Biz toplum olarak maalesef ki paranoyak bir toplumuz!

Daha kibar ve halk dilindeki söylemi ile hastasıyız!

Demem o ki Devlet’in yap-işlet-devret modelinde yapımı üstlenen firmalara hasta garantisi verebiliyor olması Devlet’in değil bizim kendi sorunumuz.

Malum süreç öncesinde 300 hasta geliyor iken bir anda bu rakamlar beş-altıya geriledi?

Virüs belası diğer tüm hastalıkları bir anda sihirli değnekmişçesine bertaraf mı etti?

Hayır, sadece basit bir soğuk algınlığı için gelenler şimdi kendi imkanları ile tedavi oluyor.

Ihlamur içiyor, çay içiyor vb…

Yani her şeyi Devlet’ten beklemek yerine kendi çözümümüzü kendimiz üretmek daha kalıcı yararlar sağlayacaktır.

Ve son bu konu hakkında son bir not eklemek istiyorum.

Koranavirüs vakalarının artması ile birlikte psikiyatri literatürüne bir tanı daha girmiş.

Virüs vakasının ortaya çıkmasının ardından insanların en küçük şeyden dahi panik olmasını Üsküdar Üniversite Kurucu Rektörü ve Uzman Psikolog Nevzat Tarhan böyle tanımlıyor: Koranafobi!

Evet, Dünya’yı etkisi altına alan bir vaka ile karşı karşıyayız ama süreci atlatmak adına Devlet’in önerilerine kulak vermek hijyen kurallarına uymak yeterli olacaktır.

Bunların dışında yapacağınız her şey sizi ileriye dönük olarak içinden çıkılması zor psikolojik rahatsızlıklar ile baş başa bırakabilir.

Lütfen dikkatli olalım!

Yazımın son bölümünde sizlere virüs vakalarının sağlık çalışanlarındaki yansımasından söz etmek istiyorum.

Beni tanıyan okuyucularım bilirler, ben içinde bulunduğum engel durumundan ötürü gazetecilik mesleğimin haricinde de sağlık sektöründe çalışıyorum.

Virüs vakasının ülkemizde göründüğü ilk günden beri sağlık çalışanları büyük bir özveri ile görevlerini canları pahasına yerine getiriyor.

Bende onlardan biri olduğum için mutluyum ve bu süreçte onlarla birlikte omuz omuza görev yapmaktan onur duyuyorum.

Sürecin başlangıcından bir hafta sonra Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan engelli hamileler ve kronik rahatsızlıkları olan personeller idari izinli sayılarak bu riskli ortamdan izole edildi.

Bende engelli kadrosunda çalışan bir sağlık personeliyim ancak kronik bir rahatsızlığım olmaması sebebi ile kendi inisiyatifim ile görevimin başındayım ve bu durumdan yüksünmüyorum.

Size bunları anlatmamamdaki sebebi kendi egomu tatmin etmek ya da reklamımı yapmak değil.

Hayatım boyunca böyle bir insan hiç olmadım.

Biz burada canla başla mücadele verirken Pazartesi akşamı tüm haber bültenlerinde yer alan ‘’Sağlık çalışanlarına ek ödeme’’ başlığı ile verilen haber beni ve Sağlık Bakanlığı’nda özellikle hastanelerde görev alan Tıbbi Sekreter arkadaşlarımı tabiri caizse yasa boğdu.

Halihazırda haberde bahsetmişken ortadaki büyük ama bir o kadar anlamsız duruma açıklık getirmek gerekiyor.

Haber ilk duyulduğunda herkes sözü edilen ek ödeme konusu sadece Sağlık Çalışanlarını kapsıyor.

Yani röntgen teknisyeni, doktoru, hemşiresi gibi Sağlık Çalışanlarını kapsıyor.

Tıbbi Sekreter, Güvenlik Görevlisi, Temizlik Personeli gibi personelleri kapsamıyor.

Acı ama gerçek bu şekilde…

Haberlerde lanse edildiği gibi hastanelerde çalışan tüm meslek gruplarını asla ve asla kapsamıyor.

Eee, bizim Devlet yetkililerimiz olmayan bir şeyi varmış gibi gösterip reklam yapmayı ve tabiri caizse prim kasmayı seviyorlar.

Başta benim görev yaptığım hastanedeki Tıbbi Sekreter arkadaşlar olmak üzere tüm arkadaşlarım duruma tepki gösterdiler ki son derece de haklılar.

İmza kampanyaları düzenlemek isteyenler mi dersiniz, bakanlığa dava açmak mı dersiniz…

Düşüncelerinin bin bin para…

Ama gelin görün ki hiçbiri düşünceden öteye gidemez.

Son olarak…

Haber bültenlerinde ‘’Sağlık Çalışanlarını alkışlıyoruz, onları alkışlıyoruz!’’ deyip göz boyamaya gerek yok!

Biz neyin daha doğrusu kimlerin kime ne kadar değer verdiklerini çok iyi biliyoruz.

Az önce de söyledim ya Tıbbi Sekreter arkadaşlar haklarını arayacaklarmış.

Sizi bizi sağlık çalışanı ve insan vasfında görmeyen zihniyetten nasıl bir hak arayacaksınız?

Bu nasıl bir düşünce zihniyetidir?

Kanımca Allah’ın verdiği akıl ve mantık lütfunu kullanmakta yarar var.

Şimdi bu denli derin bir açıklamanın ardından aklı selim olanlar boş beklenti içerisine girip kendini yıpratmaz.

Tabii, yukarıda söylediğim Allah’ın lütfu olan meziyetleri kullanmayı becerenler…

Kalın sağlıcakla…

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Enes Şen yazıları
Anket
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
6.8118 TL 6.7846 TL
Euro
EURO
7.4984 TL 7.4685 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA