Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
Advert Advert
TARİH 06.07.2020 SAAT 22:55:27
Advert
Advert Advert
 
Mevlüt SOYSAL

Sokaklar yeniden bizlerin olacak

ZORLUKLAR arasında yaşama sıkı sıkıya tutunacak bir şeyler arıyoruz…

Pencereden bir kuşun uçuşunu görmek mutlu ediyor bazen bizi…

O kanatların çırpışında umudu görüyoruz.

Sanki bir kuş değil, umut çırpıyor kanatlarını…

Umut havalanıyor.

Her şeye rağmen;

Bize yaşamı anlatan bir şeyleri bulmak adına çabalamalarımız…

***

Cumaydı… Ben zaman zaman çalışmak için gazeteye gelsem de, eşim ve kızım haftalardır evdeydi.

Çıkmak düşüncesi aklımda yer etmeye başlamıştı ki, TV 41’den arkadaşım Hakan (Süer) aradı, “Evde kal’ temalı bir video çekip atar mısın?”

“Elbette!” dedim.

Tam çıkmak düşüncesi aklımdayken, nereden çıkmıştı Hakan…

Tamam, kulağı her şeyi duyar; tamam, gözünden hiçbir şey kaçmaz…

Peki, benim bu “evde kalmama” isteğime karşılık “Evde kal” videosu istemek nereden çıkmıştı?

Habercilikte bir adım ileri gidip, düşünce okumaya mı başlamıştı?

***

Neyse, güçlükçe videoyu çektikten sonra o düşünce yeniden beynimi kemirmeye başladı.

Sahil…

Deniz…

Kuşlar…

Eşime dedim ki:

“Arabayla turlayalım.”

“Ama doğru değil.”

“Çıkmayacağız.”

Sevinçle karşıladığını sezdim.  

Hızla hazırlanıp arabaya bindik. Ağır ağır Başiskele sahile gittiğimizde şehir, önceki seferlerden çok daha güzel göründü gözlerime…

Ve kuşlar, ve köpekler, dünden daha özgürdü sanki…

Ve deniz daha temizdi.

Zaman zaman arabayı durdurup denizi, yeşili ve gökyüzünü izledik…

Ve birkaç dakikalığına da olsa, sahildeki kumlara ayak basıp yeniden arabamıza döndük.

Hüzün ise, kapıyı çektiğimiz an oturdu içime…

Çünkü sokaklar bizlerin değildi ve bu zor zamanlarda, ait olduğumuz yer dört duvarlarımızdı.

***

“Askerdeyken” dedim eşime ve anlatmaya başladım:

“Herkes çarşı izni gününü iple çekerdi. Bense izin günümde sokağa çıkmayı pek istemezdim. Çünkü dışarıda geçen zamanların karakola olan adaptasyonumu engelleyeceğini düşünürdüm. Kafamdan dışarı ihtimalini attığımda, içerideki zamanımı daha iyi geçirirdim. Hatta tüm arkadaşlarımın aksine telefon da kullanmazdım.”

“Herhalde askerliği bu sebeple sevdin.”

“Galiba…”

***

Neyse ki ev yolunda hüzün kuşlarını kovaladım kendimden…

Çünkü her şeye rağmen sürüyordu yaşam…

Ve çok değil, az zaman sonra sokakların yeniden bizlerin olacağı inancını büyütüyorduk içimizde… 

Zorluklar arasında yaşama sıkı sıkıya sarılmak için gerekli neden vardı çünkü:

Umut!

***

Akşam olmuştu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşuyordu:

“20 yaşından küçüklere sokağa çıkmak yasak.”

Herhalde bu kararı önceden hissedip, 2 buçuk yaşındaki kızım birkaç dakikalığına da olsa, sokağa çıkarmıştım.

Artık, yasak kızım!

Ama bizi bekleyen bir güneş var.

 

 

 

Kurtuluş üretimde, yani

ulusalcı bakış açısında

 

BU ülkenin unuttuğu bir kelime vardı ki, bu zor günlerde hatırladık:

“Üretim”…

Malum, emperyalizm bize şöyle demişti:

“Siz üretmeyin, biz daha uygun fiyatlara size satalım.”

“Tamam” demiştik.

Tüm fabrikalarımız bir bir kapatılmıştı…

Şeker…

Aşı…

Uçak…

Alimünyum…

Çay…

Fındık…

Kömür…

Say say bitmez!

Bir zamanlar tarımda dünyanın kendi kendine yeten yedi ülkesinden biriyken, zaman gelmiş ve buğdayı bile ithal eder olmuştuk.

Tarım alanlarımız üretime kapatılmıştı.

Çiftçiler fabrikalarda çalışmak için büyükşehirlere göçmüşlerdi.

***

Ve işin acı yanı;

Türkiye olarak uluslarası dev şirketlerin “montajlama” sahasına dönmüştük.

Biz teknoloji üretmiyor, üretilen teknolojiden çıkan ürünlerin montajını yapıyorduk.

Böylelikle büyük markalara sahip olamıyorduk.

Büyük markalar olmayınca çok çalışıp az kazanıyorduk.

***

Ve bu koronavirüs günlerinde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, çok önemsediğim, sloganvari bir söz söyledi:

“Sorun küresel, mücadele ulusal…”

Bir kelimenin üzerine basıyorum:

“Ulusal…”

Peki, ulusal çapta mücadele verebilmek için neye ihtiyacımız var?

Yanıtı belli:

“Üretim…”

Sağlık çalışanlarının maskesi mi?

Devlet ya da özel… Biz üreteceğiz.

Kısa süreli kullanılan tulum ve bez maskeler mi?

Belediyeler ya da özel… Biz üreteceğiz.

Aşı mı?

Bizim bilim insanlarımız labaratuvarlara girecek?

İlaç mı?

Biz çalışacağız üretmek için…

“Biz!”, yani bu koca ulus…

***

“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar” demiştir Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk…

İşte şimdi, bu virüs günlerinde bu sözün kıymetini daha iyi anlıyoruz.

Dün tüm üretim sahalarını kapatıp ya da yabancılara satıp, “Biz size daha ucuzunu veririz” diyen emperyalizme kanan bir Türkiye olarak, bugün ayakta ve güçlü kalmanın tek bir yolunun olduğunu görüyoruz:

“Üretim!”

Çünkü, “sorun küresel, mücadele ulusal…”

Ve anlıyoruz: Yalnızca bugün değil, bundan sonra da, “ulusalcı” politikalar kurtaracak bizleri…

Çünkü bunu atlatsak bile, yeni tehditler bizleri bekliyor…

***

Her şeye rağmen;

Her şerde bir hayır var.

Ve bu kötü günler, bizlere üretimin önemini anlattı.

 

 

 

Hangi durumlarda

maske takılmalı?

ELBETTE ki Dünya Sağlık Örgütü ne derse, Sağlık Bakanlığı ne derse, Bilim Kurulu ne derse onu yapacağız.

Doğru olan, bizim deneme yanılma yöntemimizle bulunmaz.

Doğru olanı bilim insanları belirler.

Fakat maske konusunda, haddimi bilerek bir konuya değinmek istiyorum.

Maske taktığımda ağzımdan çıkan buharın maskenin bittiği yerde, yani gözlüklerimin hemen altından çıkıp gözlük camlarını buharlaştırmasını ve benim görme kapasitemin düşmesini mesele etmiyorum…

Sorun değil!

Fakat şunu fark ediyorum; sürekli kendi nefesimizi içimize çekmemizden dolayı, maskenin içi ve dış kenarlarında terleme ve buharlaşmadan kaynaklı, yoğun bir nemlenme meydana geliyor.

Bilim insanlarına sormak istiyorum:

Bu nemlenme nedeniyle virüs ve bakteriler ağız çevremizde daha rahat toplanmaz mı?

Yani, virüsten korunmaya çalışırken, daha kötüsü, virüsü çekmiş olmaz mıyız?

Yanıtını ben veremem…

Fakat benim mantığıma göre doğru olan şu:

Evet, market, toplu taşıma ya da pazarlarda, kendimizin enfekte olduğunu düşünerek maske takacağız. Ve bunda amaç, başkalarına virüsü bulaştırmamak olacak.

Ama açık alanlar…

Örneğin sosyal mesafeyi koruyarak işe giderken…

Örneğin sokakta bir işimiz varken…

Bana göre, bu durumlarda maske takılmamalı…

Çünkü;

Bir: Riski zaten en aza indiriyoruz.

İki: Maske ile yüz çevremizde nemlenme olmasının önüne geçiyoruz.

Bence Sağlık Bakanlığı, maske takılması gereken yerleri daha iyi anlatmalı… Çünkü herkes her yerde maske takıyor.

 

 

 

 

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Mevlüt SOYSAL yazıları
Anket
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
6.8693 TL 6.8419 TL
Euro
EURO
7.7611 TL 7.7302 TL

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA