Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
Advert Advert
TARİH 05.07.2020 SAAT 06:16:32
Advert
Advert Advert
 
Mevlüt SOYSAL

Sarı’nın Türkiye için önerdiği ekonomik güçlenme reçetesi

GEREK Türkiye’nin gerekse de dünyanın geleceğine dair dikkat çekici perspektifler sunabilen bir isim, Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı…

Kimi zaman yaptığımız sohbetlerin “sendikacılık”, “toplu sözleşmeler” ya da “işçi sınıfının talepleri” başlıklarından kurtulup, daha geniş bir çerçeveye oturması beni menun ediyor.

Ve açık ki, özellikle ekonomi ve işçi sınıfının geleceğine dair önemli bilgi katkısı alıyorum Sarı’dan…

***

Önceki gün yaptığımız sohbette, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “Tehdit küresel, mücadele ulusal” ifadesini kullanmasa da, şöyle bir şey söyledi:

“Covid-19’un ardından üretim ve ekonomi, tüm ülkeler için daha milliyetçi, yani ulusalcı bir noktaya gelebilir.”

“Nasıl?” dedim.

“Küresel bakış açısı, milliyetçi bakış açısına dönebilir.”

Konuyu biraz açtı:

“Bugün dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren fabrikalar, ekonomik kaybı dahi göze alarak kendi ülkelerine giderler. Nitekim bu virüsün ardından dünyada 200 milyon kişinin işsiz kalacağını düşünürsek, küresel şirketlerin hükümetlerinin de onları ekonomik olarak rahatlatacak adımlar atması muhtemel. Yani, gel ülkende üretim yap, ülkende istihdam sağla diyebilirler.”

***

Alaaddin Sarı, içinden geçtiğimiz bu dönemin, aynı zamanda dünyayı bekleyen yeni ekonomik yönelime daha hızlı adapte olabilmek için bir “planlama süreci” olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Yani, hükümete şu çağrıyı yapıyor:

“Türkiye’nin yeni dünyaya en güçlü şekilde adapte olabilmesi için planlama yapın.”

***

Sarı’ya soruyorum:

“Türkiye’nin bu yeni dünyaya adaptasyonu zor mu?”

“Hem zor hem kolay” diyor.

Önce, “zor” başlığını açmasını istiyorum. Açıyor:

“Türkiye güçlü markaları olan bir ülke olmamasından dolayı ve birçok ürünü ithal eder bir pozisyonda olmasından dolayı belirli bir zorluk yaşar. Bu zorluğu en aza indirmek için her konuda kendi ürünlerimizi üretmeliyiz. Planlama yapacağız ve tarımı geliştireceğiz; planlama yapacağız ve teknoloji üreteceğiz; planlama yapacağız ve coğrafi şartlarımızı iyi kullanıp Türkiye’yi her anlamda bir çekim merkezi yapacağız. Bunları yapmazsak, zorluk yaşarız.”

Sarı, daha sonra “kolay” başlığını açıyor:

“Genç ve çalışkan nüfus bizim en büyük gücümüz. Türkiye dünyanın en güçlü üretim ülkelerinden biri olabilir. Bu genç nufus bizi ayağa kaldırabilir. Avrupa her yıl daha da yaşlanıyor. Evet, Türkiye üzerine düşeni yaparsa, bu süreçten güçlenerek de çıkabilir.”

***

Sarı’nın anlattıklarının bir kısmı şöyle…

Ve benim aklıma, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “Tehdit küresel, mücadele ulusal” sözü geldi.

Sarı’dan anladığım kadarıyla, bu ifade, virüsün ekonomik enkazını kaldırmak için de bizim sloganımız olacak.

“Ekonomik daralma küresel, mücadele ulusal.”

***

Sarı’nın şu sözlerini yinelemek istiyorum:

“Bu süreci, yeni dünyaya adaptasyon noktasında planlama süreci olarak geçirebiliriz.”

Yani, sadece sağlık alanının bilim insanlarına çok iş düşmüyor;

Aynı zamanda, kökü Türkiye’ye ait ekonomistlere de büyük görevler düşüyor.

Birlikte üreteceğimiz;

Birlikte paylaşacağımız bir Türkiye için…

 

 

Bayrak krizi… Kocaeli’ye yakışmıyor

HELE de böyle bir dönemde, böyle bir tartışma…

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın arifesinde, bir belediyenin başka bir belediyenin astığı bayrakları indirdiği iddiası…

“Kocaeli’ye yakışmıyor” demek en doğrusu…

Evet, Kocaeli’ye yakışmıyor.

***

Anlatayım:

İzmit Belediyesi, Seka Park’ta İSU labaratuvarlarının karşısındaki bölgeye Türk bayrağı, Atatürk fotoğrafları ve İzmit Belediyesi’nin logolarının yer aldığı bez afişler asmak istiyor.

İSU’da çalışan güvenlik görevlileri hemen orada bitiyor, Büyükşehir Belediyesi’ne ait alan için “Buraya afiş asamazsınız, üst yönetimden izin alın ya da kaldırın” diyorlar.

Güvenlik görevlilerinin derdi Türk bayrağı değil; daha önce bu bölgede bayraklama yapılmamış olması…

Belki de, “İzin verirsek belki de fırça yeriz” diyerek bayrakların indirilmesi yönündeki ısrarlarını sürdürüyorlar.

İzmit Belediyesi görevlileri de bayrakları indiriyor.

***

Buraya kadar her şey normal!

Fakat yaşanan sürecin video görüntüleri sosyal medyaya düşünce Kocaeli karışıyor.

CHP’liler, “Büyükşehir Belediyesi Türk bayraklarını indirdi” diyor. Tvit üzerine tvit, açıklama üzerine açıklama… Buna karşılık Büyükşehir Belediyesi, “Kimse bizim bayrak ve Atatürk sevgimizi sorgulayamaz” deyip, Büyükşehir Belediyesi alanlarına İzmit Belediyesi’nin astığı bayrak ve Atatürk afişlerini gösteriyor.

Bu yazıyı pazar günü erken saatlerde yazıyordum ve gerginlik hala sürüyordu.

Hatta, “Sabrımızı zorlamayın” tvitlerine kadar gelmişti.

***

Ben, “Şu haklı” ya da “Bu haklı” demek istemiyorum.

Diyeceğim sadece şu:

Dünya zor günler yaşarken;

Virüs tehdidi ve evlerine kapanan insanlık depresyondayken;

Halk ekonomik ve sosyal açıdan zor zamanlar yaşayıp ihtiyaçları artarken;

Birlik beraberliğe ve morale gerçekten ihtiyacımız olduğu bir dönemi yaşarken;

Diyorum ki:

Kocaeli’ye yakışmıyor.

 

 

Yasağın bitmesi özgür kaldığımız anlamına gelmez

BUGÜN gözümdı dışarıda olacak…

Bakacağım;

Her şey geçtiğimiz hafta pazartesi günü gibi mi?

***

Geçen hafta, sokağa çıkma yasağının ardından sokaklarda gördüğüm kalabalığınardından şöyle internet sitemiz için yazmıştım:

Günlerdir eğrilerin – çizgilerin içindeyim.

Bu virüsün nereden gelip nereye gittiğini anlamaya ve anlatmaya çalışmaktayım.

Bilmekteyim; iyiye giden şeyler var.

Örneğin, neredeyse iki haftadır test sayısına oranla vaka sayısı düz bir çizgi çizmeye başladı. Bu iki haftanın ilk on gününde çizgi az da olsa yukarıya eğimliydi. Şimdi ise eğri hafiften aşağı doğru.

Yani, test sayısına oranla çıkan vaka sayısında azalma var.

Bu durum, mutluluktan havalara uçmamızı sağlayacak bir gelişme değil olmasa da şunu diyebilirim:

Yayılım bu şekilde kontrollü giderse, vaka ve ölüm patlamaları olmaz.

Peki, vaka ve ölüm patlamaları olmazsa ne olur?

Sağlık sistemimiz ayakta kalır.

Böylelikle, İspanya ve İtalya gibi; şimdilerde de İngiltere ve Fransa gibi çok kayıplar vermeyiz.

Diyebilirim ki:

Son birkaç gün benim umudumu artırdı.

“Böyle giderse”, birkaç hafta sonra kısıtlamaların azalacağına, yavaş yavaş sokaklarda dolaşmaya başlayacağımıza inanıyorum.

***

“Böyle giderse” ifadesi neden tırnak içinde?

Çünkü virüsü kontrollü bir şekilde azaltacağımıza dair umudum, halkın talimatlara uyup uymaması ile doğru orantılı?

Peki, halk izolasyonu sürdürecek mi?

Halk, zorunlu olmadıkça evinde kalmaya devam edecek mi?

İşte burası büyük bir soru işareti…

Çünkü gevşeme, test – vaka eğrisinin yönünü yeniden yukarıya doğru çevirir.

Ve ben ne yazık ki, gevşeme olacağı ihtimalini düşük görmüyorum.

Çünkü yaşadığım yer olan İzmit, bir hafta önceki gibi değil.

13 Nisan, caddelerde insan kalabalığının arttığı bir gün oldu.

Neden mi?

Çünkü sokağa çıkmaya yasağının bitmesinin ardından bir kesim, izolasyonun da bittiği düşüncesine kapıldı.

İşte bizdeki ivmeyi yeniden yukarıya doğru itecek olan etmen budur; bu gevşemedir.

Yapmayalım!

***

Evimin önünü anlatayım…

Balkonumuzdan gördüğümüz alışveriş merkezinin altındaki bankamatikler ve çevresinde tek tük insanlar görürdük bir hafta önce…

Onlar da para çekip giderlerdi.

Bazen tek bir insan bile olmazdı.

13 ve 14 Nisan tarihlerinde ise durum bambaşkaydı.

Güneşle beraber insanlar sokağa çıkmışlardı; baktan oturuyorlar; sigara içiyorlardı; eşleriyle dostlarıyla sohbet ediyorlardı.

İzmit 13 ve 14 Nisan tarihlerinde, bir hafta öncesinden daha çok sokaktaydı.

Tabii ki güneş…

Tabii ki bahar havası…

Tabii ki bunların insana yüklediği özgürlük hissi…

Tamam da…

Bu gevşeme ülkeye zarar verir.

Evlerimizder kalalım;

Bir süre daha…

Evlerimizde kalarak, evlerimizde kalış süremizi azaltalım.

***

Bugün pazartesi…

Yasak yine bitiyor…

Ve halk, geçtiğimiz hafta olduğu gibi yasağın bitişini “özgürlük” olarak algılarsa, evde kalış süremiz uzar.

Lütfen zorunlu olmadıkça evden çıkmayın.

 

 

 

 

 

 

 

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Mevlüt SOYSAL yazıları
Anket
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
6.8648 TL 6.8374 TL
Euro
EURO
7.7113 TL 7.6805 TL

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA