Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
TARİH 03.08.2020 SAAT 13:23:38
Advert
Advert Advert
 
Mehmet ÖZMEN

En kutlu fetih!

Evet, gerçekten öyle…

Yani başlıktaki gibi…

İstanbul’un fethi, dinimiz ve insanlık adına belki de en kutlu zaferlerden biri olarak notlara geçmiştir.

O kadar önemlidir ki bu fetih, bir çağ kapanırken başka bir çağ açılıyordu artık.

Bugünkü siyasi literatürümüzde sıklıkla kullandığımız “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözü belki de o tarihlerden bize miras bırakılmıştı. Kısacası Sultan 2. Mehmed’e Fatih’lik yolunu açan işte bu fethe giden yoldu.

Fatih’in hedefi sadece bir peygamber hadisine nail olmak değildi elbette. Mutlaka bunu çok istemiş ve atalarından aldığı misyon mirasını geleceğe taşımak istemiştir. Fakat Fatih’in bizlere bıraktığı en büyük miras “Toprakları değil, gönülleri fethetmek” sözüdür. Bu yüzden yapılan her fethin altında gidilen topraklarda demokrasi ve insan haklarının tam manası ile uygulanması hedeflenmiştir. İstanbul’un fethi de bu hedefle yapılmıştır.

Bunun idamesinin sağlanabilmesinin etkeni ise devletin gücü ve etkisidir.

 

BİZANS’IN ARTIKLARI

Fakat günümüz toplumundaki belli bir kesim -Özellikle de ‘Zulüm 1453’te başladı’ deme hadsizliğini gösterenler ile bunları desteklemeyi mecburiyet ve dahası maharet sayan beyinsiz takımı- fetih ile işgal arasındaki farkı hiçbir zaman gözetemediler.

Onlara göre Osmanlı, Bizans’ın topraklarını işgal etmiştir. “Zulüm 1453’te başladı” senaryolarının altında yatan gerçek ise Bizans ve Pontus Rum İmparatorluklarına olan hayranlık ve hasretleridir.

Tabi bu içimizdeki İrlandalıların, gerçek manada işgalci olan ve yaptıkları ile terör devleti olduğu ayan beyan ortaya çıkan İsrail gibi ülkelere karşı sessiz kalmalarını görmek ve bu tavırlarına şahit olmak ise hazindir…

 

PEKİ, FETİH VE İŞGAL ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Aslında bu konuda öyle uzun uzadıya konuşmaya gerek yok. Şayet gidilen topraklarda insanlar gerçekten adalete, demokrasiye, medeniyete kavuşmuşlarsa o topraklar işgal edilmemiş fethedilmiştir.

Kaldı ki bunun en net yanıtını gelecek nesiller verir…

Malum, Osmanlı yıkıldı ve Atatürk önderliğinde başlatılan büyük kurtuluş mücadelesi sonunda Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Bugün de Türk milletine dünyanın neresine giderseniz gidin, hep Osmanlı’nın torunu gözü ile bakarlar.

Şayet gelecek nesiller, verilen mücadelenin 100 yıl sonrasında bile sizin yönetiminizi özlüyor ve hasret güdüyorsa o yapılan iş işgal değil apaçık bir fetihtir.

Örneğin bugün dünyanın birçok bölgesinde, özellikle Arap dünyası ve Balkan ülkelerinde hala Osmanlı beklentisi ve heyecanı olduğunu hepimiz çok iyi biliyor ve görüyoruz.

 

AVRUPA VE AMERİKA DÜŞKÜNLERİ

Oysa bu gerçekleri toplumun dikkatinden kaçırmak için “Zulüm 1453’te başladı” palavralarının ardına sığınan beyinsizlerin, Osmanlı’yı kötüleyip, yok sayıp başka hayranlıkların ardına saklandıkları da apaçık ortadadır.

Oysa o insanların pek hayran oldukları Avrupa ve Amerika fabrikalarının temelinden bir avuç toprak alıp sıksak, yüz yıllar boyunca Afrika’dan getirip köleleştirdikleri zencilerin ve emeğini sömürüp karın tokluğuna çalıştırdıkları kendi işçilerinin kanı fışkırır.

Avrupa ve Amerikalılar bugünkü medeniyetlerini o insanların ızdırapları üzerine kurmuştur.

Filmlerde görüyorsunuz, bazı Amerika şehirlerinin çoğunluğu zencidir. İşte bu siyahi insanlar dünkü kölelerin torunlarıdır. Fakat İstanbul’da hiç zenci yok!

Neden?

Osmanlı’da köle yoktu ki torunu zenci olsun. Osmanlı isteseydi bütün Afrika’yı köleleştirebilirdi. Fakat yapmadı…

Yapamazdı…

Çünkü Osmanlı bir İslam devletiydi…

 

 

Erdoğan bence ÖZÜR DİLEDİ!

 

 

Fetih demişken Ayasofya’ya ayrı bir parantez açmak icap eder.

Fethin, peygamber hadisine nail olmuş kumandanı Fatih’in ilk namazı kıldırıp vakıf olarak halkın hizmetine açtığı Ayasofya, mutlakıyet denilen cumhuriyet döneminde müzeye dönüştürülmüş ve burada ibadetin önüne geçilerek bir yerde tarihimize de ihanet edilmiştir.

Beyler şunu aklınızın bir tarafına yazın…

Ayasofya, İslam aleminin payitahtıdır…

Kabul etseniz de, etmeseniz de…

Bu gerçek ortadayken Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuda yaptığı bir açıklamayı hatırlıyorum. Şöyle demişti Erdoğan:

“Orada mesela bir sergi yapıldı, orada Kur’an tilaveti de yaptık. Belli bir bölümünde şu anda namaz da kılınıyor. Bunları da aşmak bizim için sorun değil aşarız ama getirisi, götürüsü nedir? Bunu da burada açıklamam doğru olmaz. Bunun bir götürüsü var. Onun, bizim için faturası çok daha ağırdır. Unutmayalım dünyanın çok çeşit ülkelerinde bizim binlerce camimiz var. Acaba bunu söyleyenler, bu camilerin başına ne gelir, bunu düşünüyor mu?”

Bu sözler bana göre asla kabul edilemez noktadadır.

Dolayısıyla Erdoğan bu ifadelerle milletinde büyük hayal kırıklığı yaşanmasına sebep olmuştu. Çünkü toplum biliyor ki, Fatih, o toprakları fethederken getirisini ve götürüsünü düşünmemişti, “Ya ben Bizans’ı alırım ya da Bizans beni” diyecek kudret ve inanca sahipti.

Erdoğan ise daha sonra özellikle toplumun önemli bir bölümünden yükselen eleştiriler karşısında her ne kadar “Gerekirse yapının adını Ayasofya Camii” yaparız ya da “Gerekirse Ayasofya ibadete açılır” şeklindeki sözleri ile gönül almaya çalıştıysa da çok etkili olamadığını net şekilde görmüştük.

Şurası kesin ki, Fatih’in pazarlıksız fethettiği İstanbul’un kalbi olan Ayasofya siyasetin ya da herhangi bir mantığın pazarlık konusu olamayacak kadar kutlu bir mekandır.

Bizler için Mescid-i Aksa ne ise Ayasofya da odur.

Zincirler bir an önce kırılmalıdır…

 

OKUNAN FETİH SURESİ…

Bu mantık ortada iken İstanbul’un fethinin yıl dönümünde Ayasofya’da okunan Fetih Suresi, belki de en mantıklı icraat olmuştur.

Zaten Yunanistan’ın Bizans kalıntılarının tepkilerinden bunu net şekilde anlayabiliyoruz.

Yapılan çıkış aslında -Bana göre- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce yaptığı ve tepki çeken Ayasofya açıklamaları sonrasında bir özür mahiyetindedir.

Bu özür milletimizden de dualarla karşılık bulmuştur…

 

 

Çalıntı paylaşım mı?

 

Kutlu fethin yıl dönümü en çok siyasilerimizin gündemindeydi. Açıklamalar art arda yapıldı haliyle.

Fakat bir önemli nokta dikkatimi çekti.

Aslında bir dostumun bana hatırlatmasıydı olay.

Bağımsız Türkiye Partisi’nin yeni ve genç genel başkanı Av. Hüseyin Baş, bir paylaşımla fethi, “Bir gencin neler başarabileceğinin göstergesi olan fethin 567. yıl dönümünü kutlar, İstanbul’u işgalden kurtararak fethi anlamlı ve baki kılan Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet ve minnetle anarım...” ifadeleri ile kutlamıştı.

Hüseyin Baş, ne kadar güzel ve ince bir davranıştır ki, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ü de bu kutlamanın bir parçası yapmış, kurtuluş mücadelesini ve büyük zaferi bizlere bir kez daha hatırlatmıştı…

Fakat fetih gününün son dakikalarında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bir paylaşım yapmış ve demiş ki;

“İstanbul’un fethinin 567. yılında; bu kadim kenti bize miras bırakan Fatih Sultan Mehmet’i ve ‘geldikleri gibi giderler’ inancıyla İstanbul’u işgalden kurtaran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü minnetle anıyorum. İstanbul, tarihine yakışır şekilde artık İstanbullularla yönetiliyor!”

Tabi Hüseyin Baş ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun mesajları birbirine çok yakın. Ayrıca paylaşım önceliği Baş’a ait…

BTP’nin merhum genel başkanı Prof. Dr. Haydar Baş da hayatta olduğu dönemlerde CHP’nin kendi projelerini izinsiz şekilde kullandığı şeklinde eleştirilerde bulunuyordu.

Şimdi ise yeni genel başkan Hüseyin Baş, bizzat Kemal Kılıçdaroğlu’nu “Fikir suikastı” yapmakla suçluyor. Bunu yaparken de “Geçmişte babamın fikirlerini çalıyordu, şimdi de benimkileri çalıyor” demek istiyor.

Bunu da şu sözlerle destekliyor:

“Babamdan bana en büyük miras; sayın Kılıçdaroğlu’nun fikir suikastı…”

 

 

 

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Mehmet ÖZMEN yazıları
Anket
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
6.9602 TL 6.9324 TL
Euro
EURO
8.1751 TL 8.1424 TL

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA