Advert Advert Advert
Advert Advert
Advert
TARİH 12.08.2020 SAAT 09:46:35
Advert
Advert
 
Mevlüt SOYSAL

Baro tartışmaları ve gerçekler

BİR…

Türkiye’de yüzde 50 oy bandına ulaşan hatta geçen liderler… Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Recep Tayyip Erdoğan…

Kuşkusuz ki hepsi güçlü, kitleleri etkileyen, halkla kuvvetli iletişim kuran isimler ve isimdi…

Fakat bu liderleri olağanüstü oy oranlarına ulaştıran etmenler sadece “kendi meziyetleri” değil, aynı zamanda ülkedeki sosyolojik durumdu.

Türk halklının büyük bölümü muhafazakar – demokrat liderlere seküler siyasetçilerden daha fazla destek veriyordu.

Onlar, Türk halkının sosyolojisine, seküler ya da solcu liderlere göre daha fazla uyum sağlıyordu.

Sosyoloji değişmediği sürece, bundan sonra da böyle olacak.

Bu durum bir “problem” olarak görebilir mi?

Elbette ki hayır!

***

Bir başka sosyolojik gerçek daha var ama…

Türkiye’de eğitim seviyesi ve buna bağlı olarak ekonomik seviye arttığında, siyasetin seküler temsilcilerine destek de artıyor.

Bir örnek…

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin oylandığı 16 Nisan referandumu öncesi CNNTürk’ün yaptırdığı anket ilginç bir sonucu ortaya koydu.

Ankete göre ilkokul mezunlarının yüzde 70’i, AK Parti’nin başını çektiği “evet” grubunda, yükseköğretim mezunlarının ise yüzde 61’i, CHP’nin başını çektiği “hayır” bloğunda yer alıyordu.

Yani, Türkiye’nin tamamı ilkokul ya da ortaokul mezunu olsaydı, “evet” yüzde 70’lerde çıkar, Türkiye’nin tamamı lise ya da yükseköğretim mezunu olsaydı “hayır” yüzde 60’larda çıkardı.

Nitekim AK Parti temsilcileri de bu eğitim / oy dengesi üzerine çok samimi ve gerçekçi yorumlar yaptılar.

***

Sosyoloji gerçekliktir…

Eğitim seviyesi yükseldikçe muhafazakar siyasi alanlardan uzaklaşmak, onlarca kez kanıtlanmış bir gerçekliktir…

O zaman, bu gerçekliği görmeden yorum yapmak, körlüktür.

***

Ne diyorlar?

Barolarda neden hep benzer görüşteki kişiler başkan ya da yönetici oluyor?

Nedeni belli:

Sosyoloji…

Ve yalnızca barolar da değil…

Mühendis ve doktorların meslek örgütlerinde de benzer durum var.

Daha ilerisi…

Türkiye’de üniversitelere giriş puanlarının yükselmesine paralel o üniversitelerde sola eğilim de artıyor. 

***

Açıkça yazayım:

Avukatlar başta olmak üzere nitelikli ve güç bir eğitimle mezun olan doktorların ve mühendislerin meslek örgütlerinin siyasal yönlerini ve benzerliklerini bir “sorun” olarak görmekle, ülkedeki muhafazakarlığa eğilimli sosyolojiyi bir “sorun” olarak görmek arasında hiçbir fark yoktur.

İkisi de demokrat bir bakış açısı değildir.

Çünkü sosyoloji gerçekliktir.

***

İKİ…

Türkiye’de siyasi parti il başkanları ya da yöneticileri nasıl belirlenir?

Önce üyeler delegeleri, delegeler de parti başkanı ve yöneticileri seçer.

Bu uygulama yalnızca birkaç siyasi partide vardır çünkü diğerlerinde genel merkez, il başkanı ve yöneticilerini belirler. Başkanların belirlediği delegeler de giderler genel merkezin belirlediği başkan adayını seçerler.

Demokratik mi?

Değil!

Peki, Türkiye’de milletvekilleri nasıl belirlenir?

Genel başkan ve ekibi isimleri üst üste yazarlar. Halk da gider sevdiği partiye oy verir. Üstlerde kim varsa o seçilir.

Demokratik mi?

Değil!

Peki, barolar başta olmak üzere meslek örgütlerinde başkan ve yönetimler nasıl belirlenir?

Her üye gider, tüm kademelerde kendini temsil edecek kişileri tek tek oylar.

Çarşaf liste vardır.

Çarşaf listeli seçim, demokrasi standardının en yüksek seviyesidir. Gerçek manada temsili demokrasidir.

Peki, ülkede demokrasinin işlediği ender yerler olan meslek odalarının seçim sistemini tartışmak ne derece demokratlıktır?

İşte asıl olarak bu tartışılmalıdır.

***

ÜÇ…

Soruyor parlamenter:

Türkiye Barolar Birliğinde İstanbul başta olmak üzere Ankara ve İzmir gibi baroların söz sahibi olması demokratik mi?

Gerçeklik olan yalnızca sosyoloji değil, aynı zamanda niceliktir.

Bayburtlu Ahmet, Yozgatlı Yusuf, Çorumlu Ayşe, İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de üniversiteyi bitirip avukat oluyor.

Ailesi diyor ki:

“Memleketine gel.”

O yanıt veriyor:

“Memlekette nasıl para kazanacağım?”

Ülkeyi yöneten hükümetler işi – aşı batıdaki büyükşehirlere taşımış. Avukat da okuduğu ya da para kazanacağını düşündüğü şehirde yaşamak istiyor haklı olarak…

Sonra ne oluyor?

10 bin üyeli, 20 bin üyeli, 50 bin üyeli şehir baroları…

Üye sayıları 10 bin olunca, 20 bin olunca, 50 bin olunca, Barolar Birliğindeki temsil sayıları da otomatik olarak artıyor.

Sorumlu kim?

Barolar mı?

Yönetenler…

Dahası…

Bu bir sorun mu?

Değil!

***

DÖRT…

Baroların bölünmesi meselesi…

Bu konuya girmeyeceğim;

Çünkü, zaten anayasaya aykırı…

 

 

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Mevlüt SOYSAL yazıları
Anket
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
7.2722 TL 7.2432 TL
Euro
EURO
8.5581 TL 8.5240 TL

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA