Advert Advert Advert
Advert Advert
Advert
TARİH 12.08.2020 SAAT 09:11:40
Advert
Advert
 
Mevlüt SOYSAL

Biz yalnızca cezayla akıllanırız

 

BİLİM Kurulu üyeleri son günlerdeki gevşeklikten pek rahatsız ki, yeniden “sokağa çıkma kısıtlaması” ifadesini telaffuz etmeye başladılar.

Sebebi belli…

Vaka oranlarının beklenilen düzeyde düşmemesi bir kenara, belirli bir oranda artışlar söz konusu…

Dahası, vakaların sıfırlandığı illerde virüsün yayıldığını ifade edenler var.

Kocaeli’ye bakalım…

Kandıra, Covid-19’la mücadelenin en iyi yapıldığı ilçelerin başında geliyor.

Ama ne yazık ki tatil için gelenlerde koronavirüse rastlanmış…

Şu açık:

Bilim Kurulu, “Covid-19 yeniden patladı” demiyor ama vaka sayılarının düşmemesi, hatta ufak tefek artması nedeniyle bir tehlikeye işaret ediyor.

***

Peki, bu durum karşısında sokağa çıkma kısıtlaması yeniden gelir mi?

İhtimal vermiyorum…

Çünkü ortada bir belirsizlik var…

***

Normalleşme adımlarıyla beraber kaleme aldığım bir yazıda şu ifadeleri kullanmıştım:

Virüs Çin’de baş göstereli 6 ay, Avrupa’ya ulaşalı 4 ay, dünyaya yayılanı 3 ay oldu ve belirsizlik hala sürüyor.

Kimse çıkıp, “Şu zaman biter” diyemiyor; aşı ve ilaçla ilgili umut verici gelişmeler hala yok!

Hadi, insanları birkaç ay eve kapattınız…

Peki, sonrası?

Tünelin ışığı bir türlü görülmüyorsa bunun bir anlamı yok…

Ve şu gerçek:

İnsanları 6 ay eve kapatarak ayakta kalacak tek bir ekonomi yok…

Ve başka bir gerçek:

Fiziksel açıdan insanları sağlıklı tutan bu evde kapatmanın yaratacağı psikolojik sorunları öngörmeyen de yok…

Uzun süre eve kapanmak, hem ülkeler için hem de insanlar için kötü…

Peki, yapılması gereken?

Kontrollü sosyal yaşamı sürdürmek…

İşyerlerinde, sokaklarda tedbirlerimizi alarak yaşamak…

Berberimizde tıraşımızı olup, otobüse binip İstanbul’a gitmek… Önlemlerimizi alarak kafeteryamızda çayımızı kahvemizi içmek… Vesaire…

Şöyle bir cümle de vardı yazımda:

6 ay eve kapansak, 6 ay daha kapanmayacağımızın garantisi yok…

***

Meseleye bakışım hala aynı:

Sokağa çıkma kısıtlamasının yeniden gelmesini doğru bulmuyorum.

Peki, ne yapılmalı?

Bence tek çözüm ceza…

Maskesiz mi dolaşıyorlar?

Ceza…

Sosyal mesafeye mi uymuyorlar?

Ceza…

Kalabalık halde mi oturuyorlar?

Ceza…

Sanırım biz yalnızca cezayla akıllanırız.

 

 

Denizi en iyi anlatan şair

 

DENİZİ en iyi anlatmak için de, İzmir’de doğup Yunanistan’da yaşamı beklemek gerek… Ölüme yürümek ya da…

Orası;

Zengin ile fakirin, beyaz ile siyahın, varlık ile yokluğun, birbirine düşman iki düşüncenin en haz dolu birleşme noktası…

Ölüm ile yaşamın…

***

Yaşam, yeni şairlerle tanıştırıyor bizleri…

Ve de bitmiyor hiç tanışmalar…

Bu yaşadığım 37 yılı 37 kez daha yaşasam, hala geriye şairler kalır.

Hala tanıdıklarım, tanımadıklarımın yanında bir “hiç” olur…

Ve anlatır Yorgo Seferis, denizi en iyi:

“Bir güvercin gibi ak

o gizli kıyıda

susadık öğle üzeri:

ama tuzluydu sular.” 

***

Ve sular;

1930’larda tuzluyken…

2020’de de ne zaman dilimiz suya gitse;

Tuz bulaşıyor önce ağızlara… Su’dan evvel…

Devam ediyor Seferis:

“Sarı kumların üstüne

adını yazdık onun,

ama bir rüzgâr esti denizden

ve silindi yazılar.”

Biliyordu Seferis;

Kumdaki yazıların silindiği gibi, yaşananlar ya da yaşanmayanlardan yazılmış yazılar, öyle kolay kolay silinmiyordu.

1930’larda da insanlar;

2020’deki gibi rüzgarı beklermiş…  

Ve diyor ki Seferis:

“Nasıl bir ruh, bir yürek,

nasıl bir istek ve tutkuyla

yaşadık: yanılmışız!

Değiştirdik öyle yaşamayı.”

***

Bilgisayarın başında, radyo başında şarkı seçen gençler gibi şair seçerim;

Adlarını bilmem;

Nerede doğup, nerede öldüklerini hiç bilmem…

Ama bilirim ki şiir;

Her anın yazını…

Ve de yine bilirim ki;

1900’da doğmuş Yorgo ile, Yorgo’dan onlarca yıl sonra doğmuş insanların hikayeleri aynıdır.

Ve zaman;

Çağlar ve devrimler… Bilişime, teknolojiye, ulaşıma yeni metotlar katar; insan için “sorun” olarak kabul edilen tüm “maddesel” durumlara çözüm üretilirken;

İnsanın “iç”i her daim aynı kalmış…  

Yalnızlıklar ve sevmeler her “çağ” aynı imiş…

Ve derki Yorgo:

“Denize yakın mağaralarda

bir susuzluk duyarsın, bir aşk,

bir coşku

deniz kabukları gibi sert

alır avucuna tutabilirsin.

Denize yakın mağaralarda

günlerce gözlerinin içine baktım,

ne ben seni tanıdım, ne de sen beni.”

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Mevlüt SOYSAL yazıları
Anket
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
7.2722 TL 7.2432 TL
Euro
EURO
8.5581 TL 8.5240 TL

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA