Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
TARİH 03.08.2020 SAAT 12:29:41
Advert
Advert Advert
 
Mehmet ÖZMEN

Galiba biz virüsü şaka zannediyoruz

Memleket koronavirüs ile mücadele halinde.

Haziran ayından itibaren normalleşme adımları başladı.

Fakat bizim vurdumduymazlığımız nedeniyle 600-700’lere kadar gerileyen vaka sayısı bir anda bin 500’ü geçti.

Ardından “Ne oluyoruz böyle?” sorularının gölgesinde yeniden tedbirlerin alınabileceği, hatta hafta sonlarında sokağa çıkma yasağının uygulanmasına dönülebileceği bile konuşulmaya başlandı.

Fakat Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bu iddiayı kesin bir dil ile reddetti ve “Tedbirimizi alarak bu hastalıkla yaşamayı öğreneceğiz” kabilinden ifadeler kullandı.

 

 

 

Özellikle toplu ulaşım araçlarında yaşanan yoğunluk vatandaşları ciddi manada sıkıntıya sokuyordu. Toplumu birbirinden kesin bir şekilde ayıramadık maalesef.

İnsanlar tedbir aldıklarını söylerken bile üç dört günlük maskelerle sokağa çıkıyor, dezenfekte muhabbetlerine dikkat edilmiyor, özellikle vurgu yapılan sosyal mesafe kuralına riayet edilmiyordu.

Haliyle bu durumda vaka, yoğun bakım ve tehlikeyi gösteren entübe hasta sayısındaki artış da kaçınılmaz hale geliyordu. Fakat bu durumda bile hala gereksiz yere kendini ve toplumu risk altına almakta çekinmeyen bazı sorunlu tipler yüzünden hastalıkla kesin şekilde karşı karşıya kalıyoruz.

 

 

 

Bunun son örneği Karamürsel’de görülmüş…

Bir yolcu otobüsü…

İçinde yığınla insan var…

Hepsi bir yerlere yetişmenin derdinde…

Fakat içlerinde bir tanesinde hastalık belirtileri var.

Ateşi ölçülüyor, 39 buçuk derece…

Adam otobüsün 24 numaralı koltuğunda oturuyor. Haliyle tırsma başlıyor millette.

Belli bir süre geçtikten sonra yeniden ateşine bakılıyor, bu kez bünyesi 39.3 şiddetinde alarm veriyor…

Sonra yasal prosedür işletiliyor. Araç dezenfekte ediliyor. Alınan bilgilerin ardından araç Sakarya’ya gidiyor. Hastaneye yatırılan Serhat T.’nin ise koronavirüs testleri yapıldığı öğrenildi.

Adamda yalnızca ateş yok, nefes darlığı ve öksürük de var…

Şimdi testlerin sonucu bekleniyor…

 

GELELİM ASIL KONUMUZA

 

Bir kez daha anlıyoruz ki, mevcut gelinen noktayı toplum olarak çok hafife alıyoruz. Hastalanmayacağımızı düşünüyoruz.

“Biz de yok ki millete bulaştıralım” anlayışını savunuyoruz…

Bu ateşi yüksek çıkan vatandaşımız biraz olsun sağduyulu birisi olsa, bu kadar hastalığı andıran belirti varken hiç o toplu yolcu otobüsüne biner mi?

Hastalığın önüne geçemiyorsak sebebi bu işte!

 

BU NASIL BİR ZİHNİYET?

 

Tamam, bazen olağanüstü şekilde ciddiyeti elden bırakan bir toplum olabiliriz. Fakat ülkemizde bile binlerce insanın ölmesine sebep olan, dahası bulaşma özelliği çok hızlı olan kovid-19 gibi bir salgına karşı maske bile takmayan bir millet yapısı ortaya çıktı.

Arkadaş, benim aklım şunu almıyor:

Bir insan, böylesine bir ortamda yüksek ateşli olduğunu bile bile nasıl toplum içine girer, kalabalığa karışır?

Bu nasıl bir zihniyettir?

Hadi kendimizi biliyoruz, hasta olmayacağımızı ya da çabuk iyileşeceğimizi de düşünebiliriz. Fakat bu hastalığın başkasına bulaştırmaya ne hakkımız var.

Bana göre acil olarak bu zihniyetin önüne geçmeli ve toplumsal algı oluşturmak zorundayız. Belli ki insanımızın ilgisini çekecek bir cezai işlem devreye sokulmalı.

Yok efendim, bilmiyordum ya da farklı hiçbir bahane bu hatanın yapılabilirliğinin önüne geçmemeli…

Belli ki milletçe acil olarak kendimize gelmeliyiz.

Yoksa bu meseleden öyle kolay kolay yırtamayız…

Haberiniz olsun…

 

 

 

O kutlu günde ben de orada olacağım

 

 

Konu en resmi ağızdan çıktı ve ülke gündemine oturdu. Çok sevindik...

Gururlandık…

Milliyetçi damarımız kabardı…

Çünkü bugünün dünyasında Ayasofya gibi kutlu bir mabedin yeniden ibadete açılması, kapısına vurulan kilidin kırılması, etrafını çevreleyen zincirlerin kırılması aynı zamanda dünyaya karşı bir başkaldırıdır…

Dahası Türkiye bunu yapmaya muktedirdir…

 

 

 

Biz zamana kadar en çok tarihimizle övünen bir toplum olduk. Ecdadımız olan Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’nin aynı zamanda geleceğimizin de teminatı olduğunu düşündük.

Ve o şanlı tarihin bizlere bıraktığı en büyük miras olan Ayasofya’nın kapısına o kilidin vurulmuş olması hepimiz için hazindir…

O tarihi caminin ibadetlere kapatılarak yeniden müze haline getirilmesi milletin vicdanında her zaman bir yara olarak kalmıştır.

Zaman içinde birkaç kez Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması ile ilgili girişimde bulunulmuş ise de olay bir türlü çözülememiştir. Danıştay bu zamana kadar hep bu talebi reddetmiştir.

 

ŞİMDİ DURUM ÇOK FARKLI

 

Bugün ise çok daha farklı bir şekilde konu önümüzde. Çünkü devletin zirvesi de artık Ayasofya’nın açılmasını istiyor. Bunu zaten gündemimize alanlar devlet büyüklerimizdi.

Sonrasında “Zulüm 1453’te başladı” iftirasının sahipleri  dışında kalan CHP’liler, “Açacaksanız açın, lafı gevelemeyin” diyerek olayın hızına belki de katkı sunmak istedi…

Ardından İYİ Partililer, her ne kadar yanlış bir zaman ve yanlış bir amaçla vermişlerse de yine de Ayasofya ile ilgili bizimle paralel bir talepte bulundular…

MHP lideri Devlet Bahçeli; “MHP'nin görüşü çok nettir. Ayasofya Camisi, Müslüman gönüllerle buluşmalı, kapısı ibadete mutlaka açılmalıdır” sözü ile milletin iradesine önemli bir destek sunmuştur…

Saadet Partisi her ne kadar olayı “Popülizm” olarak yorumlasa da yine de mabedin ibadete açılması tarafında…

Ve diğer siyasi oluşumları tavrı ve desteği bu yöndedir.

Yalnızca HDP, “Ayasofya yapıldığında İslam yoktu” safsatasını savunuyor. Onlar ve CHP içindeki “Zulüm 1453’te başladı” zihniyetinin sahipleri zaten aynı kafada. Bunu belirtmekte bir sıkıntı görmüyorum.

 

BEN DE İLK NAMAZA GİDECEĞİM

 

Ayasofya’nın ibadete açılıp açılmayacağının kararını Danıştay verecek. Konu dün Danıştay’ın gündemindeydi. Ancak sabah saatlerinde bir açıklama düştü haber sitelerine, “Ayasofya ile ilgili karar 15 gün içinde açıklanacak” şeklinde bir bilgiydi bu.

Şimdi biz bu süreyi bekleyeceğiz.

Ayasofya’nın neden ibadete açılmasını istediğimize gelince…

Sadece şu şekilde ifade edebilirim:

Bu amacımız gerçekleşirse Ayasofya’nın zincirleri kırıldığı gibi Türkiye de kabuğunu kırmış olacak.

Artık tarihimizle ve devlet gerçeklerimizle yüzleşmek zorundayız. Bizlere bırakılan en büyük miras olan bu kutlu mabede hak ettiği değeri vermeliyiz.

Sözümdür; o kutlu gün geldiğinde iki oğlum ile birlikte Ayasofya’ya gidecek ve ilk namazı birlikte kılacağız.

İnanan inanmayan kim varsa herkesi şimdiden bu özel güne davet ediyoruz…

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Mehmet ÖZMEN yazıları
Anket
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
6.9602 TL 6.9324 TL
Euro
EURO
8.1751 TL 8.1424 TL

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA