Advert Advert Advert
Advert Advert
Advert
TARİH 24.09.2020 SAAT 21:29:53
Advert
 
Mehmet ÖZMEN

Abdullah Gül, CHP’nin adayı olur mu?

Cumhuriyet Halk Partisi…

Kısaca CHP…

Açıkçası tam bir tez konusudur bu parti…

Sürekli Atatürk’ün ardına saklanan ve bu şekilde ülkeye ayar vermeye çalışan bir yapı halini aldı.

“Atatürk’ün tartışılmazlığı, CHP’nin tartışılmazlığıdır” maskesinin altında muhalefet etmeye çabalayan bir siyaset tarzı türedi burada.

Ve yine Atatürk maskesinin ardına sığınan CHP’nin siyasilerinin, PKK’nın öldürülen teröristlerinin cenazesine katılması ise hazindir…

Sarı, kırmızı ve yeşil renklerle bezenmiş paçavranın örttüğü tabutun ardında yürüyen CHP’nin vekillerini hatırladıkça, inanın içimden haykırmak geliyor.

Aynı haykırışı demokratik açılım muhabbetlerinin başladığı dönemde de yapmıştım. Çok şükür o günden bu yana duruşumuzdan hiçbir şey değişmedi.

Fakat dün nasıl bir tavır içinde olduklarını unutan CHP’li dostlarım, tabanın ne istediğini bilmeden, kendi düşünceleri ile çelişerek Ekmeleddin İhsanoğlu’nu bile cumhurbaşkanı adayı olarak göstermekten imtina etmemişlerdi.

Sonrasında bu isim MHP’nin milletvekili olarak Meclis’e girmişti.

Aynı CHP’liler, kendi içlerinde varlık mücadelesi içinde bulunan ve PKK’lı teröristlerin cenazelerine katılanları görmezden gelerek Diyanet İşleri Başkanını hutbesi üzerinden acımasızca eleştirebiliyorlar.

Biz şimdi ne düşünmeliyiz; CHP’nin HDP’ye kol kanat gerdiğini mi?

Sadece bu iki durum bile CHP içinde nasıl bir hüsranın yaşandığını bizlere açıkça göstermektedir…

 

367’DEN BUGÜNE…

Türkiye’yi 2007 seçimlerine götüren konu CHP’nin sebep olduğu 367 garabetiydi…

Ardına çok parti takılmıştı.

4 milletvekili bulunan Doğru Yol Partisi’nin genel başkanı Mehmet Ağar…

AK Parti’den koparak Anavatan Partisi’nin başına geçerek grup kurma başarısı gösteren Erkan Mumcu…

Ve birkaç küçük destek…

O dönem CHP’nin başında Deniz Baykal bulunuyordu. Baykal; Recep Tayyip Erdoğan’ın ve partinin kuruluşundaki yol arkadaşlarından Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adayı gösterilmesini istemiyordu. Bunu da açıkça söyleyerek “Aday olmayın” adayınız Abdüllatif Şener olsun diyordu…

İktidarda olan bir partinin adayına bile karar verme yetkisini kendilerinde görüyorlardı.

Neticede AK Parti, Abdullah Gül’ü aday gösterdi. O dönemki Meclis Başkanı Bülent Arınç’tı, salonda bazı CHP’lilerin bulunduğunu, bunun da sayıyı 368’e yükselttiğini söyledi. Yani Arınç’a göre 367 vekil sayısı geçilmişti. Fakat kullanılan oy sayısı ise daha azdı.

Neticede mesele Anayasa Mahkemesine taşındı. Alınan kararla seçim iptal edildi. AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kararın açıklandığı gün kameraların karşısına geçerek, “O halde millete gidiyoruz” diyerek 22 Temmuz 2007 seçimlerine gidilmişti. Seçimden AK Parti büyük bir zaferle ayrılmıştı. Fakat bu kez HDP’liler bağımsız vekilliklerle Meclis’e girince AK Parti yüzde 46.7’lik sonuca rağmen 3 Kasım seçimlerinden daha az milletvekilini Meclis’e gönderebilmişti.

Lakin MHP de seçimlerde barajı geçmiş, cumhurbaşkanı adayı çıkarmış ve CHP gibi bir acemice tavır sergilememişti.

Hatta o dönemde CHP ile ittifak yaparak Meclis’e yanlış hatırlamıyorsam 13 vekil gönderen DSP bile cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Meclis’teki yerini almıştı.

CHP yalnızdı. Çünkü bağımsız olarak Meclis’e girerek PKK’nın sözcülüğüne soyunan BDP de boş bile olsa oy kullanmıştı. İşte aynı CHP kapatılan BDP’nin devamı olarak terör seviciliğini sürdürenlerin kurduğu HDP ile gizli bir ittifak yapmıştı.

CHP bütün bunları yuttu ve HDP ile 31 Mart seçim sürecinde ittifak yaptı.

Her ne kadar bu durum hep inkar edilse de bir şekilde açık verildi. Ortaya konulan ne kadar tez varsa yerle bir oldu.

Ben ulusalcı olarak değerlendirilebilecek ne kadar CHP’li ile görüştüysem, terörist cenazelerine katılan Gamze Akkuş İlgezdi ile Sezgin Tanrıkulu’dan ziyadesiyle rahatsızlar. Hatta Tanrıkulu’nun Türk yapımı silahlı insansız hava araçları ile teröristlere karşı verilen mücadeleyi eleştirmesini de asla kabullenemiyorlar.

Bu kişilerin CHP içinde siyaset yapmalarına sonuna kadar karşılar…

 

PEKİ, YA ABDULLAH GÜL!

İşte CHP, 367 garabetine sebep olduğu 2007 yılında kesin bir şekilde karşı çıktığı AK Partili Abdullah Gül ile 24 Haziran seçim sürecinde masaya oturdu. Çünkü Gül’ün İYİ Parti ile kurulan Millet İttifakı’nın adayı olması isteniyordu.

İYİ Parti de bu duruma sıcak bakıyordu.

Deniz Baykal’ın “Aday olma” dediği ve dolaylı olarak şeriatçılıkla suçladığı Gül, CHP’nin oylarıyla yeniden cumhurbaşkanı seçilecekti.

Fakat ne olduysa yapılan görüşmelerden bir sonuç çıkmadı. Dışarıya sızan bilgilere göre Abdullah Gül, “Recep Tayyip Erdoğan ile gereksiz bir hesaplaşma içine girmeyeceksiniz. Bunun garantisini istiyorum” demişti.

Doğru ya da yalan, açıkçası bilemiyoruz. Fakat bu talebe İYİ Parti’nin olumsuz karşılık verdiği de iddia ediliyor.

Geçen süre içinde Abdullah Gül’ün adaylığı bir kez daha CHP kulislerinde konuşulmaya başlanmış anlaşılan. Ulusal televizyon kanallarında bu durum açıkça tartışılıyor. Açıkoturumlara katılan CHP’liler her ne kadar bu duruma karşı çıksalar da galiba mesele hala sıcaklığını koruyor.

 

CHP BUNU TABANINA ANLATABİLİR Mİ?

İşte en önemli soru başlıkta yer alıyor. Bu yaşanan gelişme, yani Abdullah Gül’ün Millet İttifakı’nın adayı olup olamayacağı konusu ana muhalefetimizin tabanına sağlıklı şekilde anlatılabilir mi?

Açıkçası ben pek anlatılabileceğini sanmıyorum.

Özellikle Ekmeleddin İhsanoğlu gibi bir ismin CHP’nin adayı olarak desteklenmesi bile bugün hala tartışılırken, Gül’ün adaylığına parti tabanının destek vermesini kimse beklemesin.

Bu durum milleti aptal yerine koymak olur ki, gösterilecek tepki emin olun tarihe geçer.

CHP; geçmişte “şeriatçı” diyerek aday gösterilmesinin önüne geçmeye çalıştığı, dahası bir seçim iptaline sebep olduğu Abdullah Gül’ün arkasında duracak, öyle mi?

Tamam, siyasetimiz biraz ucuzladı. Orasını anladık.

Ama bu kadar da değil…

Acilen çeki düzen vermemiz lazım.

Böyle tutarsızlıklar CHP’yi giderek daha da yalnızlaştırır. Bu şekilde devam ederlerse CHP ve HDP resmi olarak da baş başa kalabilirler.

Sadece bir dost uyarısı!

 

 

Akşener’e teşekkür ediyorum

 

 

Daha önce de birkaç kez yazdım.

Ayasofya bu ülke için çok büyük bir değer.

“Bütünüyle” ibadete açılması ile milletin yeniden bir ve beraber olması için muhteşem bir vesile…

Diyanet İşleri Başkanının ilk namazdaki hutbesinde kullandığı cümlelere takılarak böylesine kutlu bir mabedin yeniden ve “bütünüyle” ibadete açılmasının gölgelenmek istenmesini açıkçası yadırgadığımı söylemeliyim.

Burada maksadını aşan ifadeler var mıdır, kısmen…

Ancak burayı sürekli tartışarak Ayasofya’nın ibadete açılmasının üzerine örtü çekilmek istenmesini açıkçası, milletin buraya gitme isteğini köreltme çabası olarak nitelendiriyorum.

Devlet Bahçeli çok güzel özetliyor meseleyi; “Fatih de bizim, Atatürk de”

Bence bu olay daha fazla sulandırılmamalı…

 

xxx

 

Geçtiğimiz günlerde yaptığım bir yorumumda İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in en kısa zamanda Ayasofya’ya giderek buranın yeniden ve “bütünüyle” ibadete açılması ile ilgili mutluluğunu merkezinde yaşayacağını açıkladığını belirtmiştim.

Bu ifadeleri çok özel bulduğumu söylemeliyim…

Kendisi sağ olsun ailesi ile birlikte Ayasofya’ya gidip bu mutluluğa ortak olmuşlar.

Şükür namazı kılıp, İslam alemi için Ayasofya’nın ne kadar önemli bir yapı olduğunu hem yaşamış ve hem de yaşatmışlar.

Çok hoşuma gitti.

Ülkemizin siyasi muhalefetinin milletle bu şekilde aynı düşünce etrafında bir araya geliyor olmasını önemsiyorum.

Ayrıca tavrı dolayısıyla kendisine milletimiz adına teşekkür ediyorum.

Her kim ki, Akşener’in namaz kılarken çekilmiş fotoğraflarının servis edilmesini abes olarak nitelendirirse hata yapmış olur.

 

xxx

 

Sanıyorum kendileri de aksini söyleyemezler; İYİ Parti, belki CHP nedeniyle, belki de farklı bir takım zorunlu gelişmelerle geçtiğimiz yerel seçimde HDP ile dolaylı bir ittifak içine girmişti. Özellikle bu partinin tabanını oluşturan ülkücü ya da milliyetçi kesim, her ne kadar partilerine destek vermiş ise de bu gelişmelerden ziyadesiyle rahatsızdı.

Ayasofya tutumu bizlere bir kez daha gösterdi ki, Meral Hanım hala milliyetçilik düşüncesinde ve bu noktadan ödün vermek istemiyor. O halde yapması gereken tek şey şudur. Ortaya çıkıp demeli ki, “Bundan sonra HDP ile direkt ya da dolaylı hiçbir birliktelik içinde olmayacağım. Çünkü onlar terör örgütü PKK’nın, YPG’nin, PYD’nin ve bebek katili Abdullah Öcalan’ın sözcüsüdür”

Millet ve özellikle de milliyetçi kesim bu konuda Meral Akşener’den çok ciddi bir beklenti içindedir. Bana göre Akşener’e düşen görev toplumun bu beklentisine en sıcak şekilde karşılık vermektir…

 

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Mehmet ÖZMEN yazıları
Anket
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
7.6883 TL 7.6576 TL
Euro
EURO
8.9572 TL 8.9215 TL

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA